Özel Sekreter ve Randevu: (0212) 219 84 84 / (0530) 326 06 96
       

Bağırsak Kanseri   

Video'yu izlemek için tıklayınız. Foruma gitmek için tıklayınız.
İlgili Videolar
Kalın bağırsak kanseri ne sıklıkta görülür?
Kalın bağırsak veya kolon kanseri, dünyadaki en yaygın kanserler arasında yer alır ve yaklaşık her 2,000 kişide bir görülür. En sık 50 yaşın üzerindeki kişilerde görülür ve cinsiyet farkı gözetmez. Bu kanserler bazı hücrelerin uygun olmayan şekilde (anarşik) çoğalması ile gelişirler. Bu tümörler iyi huylu (sıklıkla polip) ve kötü huylu (kanser) şeklinde olabilirler. İnce bağırsak yaklaşık 4-6 metre uzunluğunda iken, kalın bağırsak 1.5 metre kadar uzunluktadır. Kalın bağırsak su ve yararlı olan besinlerin emildiği organdır. Son 15 yılda, tarama testlerinin artması ile kalın bağırsak kanserleri erken evrede belirlenmekte ve ölüm oranları da düşmektedir. Kalın bağırsak kanserlerinin % 70’i kalın bağırsağın sol yarısında, % 25’i sağ yarısında ve % 5’i ise her iki yarısında da (senkron tümör) yer alır. Amerikan Kanser Enstitüsü 2006 yılı istatistiklerine göre, kalın bağırsak kanseri; erkeklerde prostat kanseri ve akciğer kanserini takiben üçüncü sırada ve kadınlarda ise meme kanseri ve akciğer kanserini takiben yine üçüncü sırada görülen kanser türüdür ve yaşam boyu kolon ve rektum kanserine yakalanma riski ortalama % 5’tir.

Senkron ve metakron kalın bağırsak kanseri ne anlama gelir?
Kalın bağırsakta eş zamanlı olarak iki farklı bölgede kanser belirlenmesine ‘’senkron bağırsak kanseri’’ adı verilir ve bu tür tümörlere % 2-12 oranında rastlanır. Buna tipik bir örnek eş zamanlı olarak, kalın bağırsağın hem sağ yarısında, hem de rektum bölgesinde kanser olmasıdır. Kalın bağırsakta, farklı zamanlarda ve farklı bölgelerde kanser çıkmasına ise ‘’metakron bağırsak kanseri’’ adı verilir. Rektum kanseri tedavisi gören bir hastada, beş yıl sonra kalın bağırsağın sağ yarısında kanser belirlenmesi buna uygun bir örnektir. Bağırsak kanserinin karaciğere sıçraması veya metastaz yapması ise farklı bir durumdur.

Rektum kanseri nedir?
Kalın bağırsağın en uzun kısmı olan kolonda ortaya çıkan kanserlere kolon kanseri ve makata yakın olan son kısmında ortaya çıkan kanserlere ise ‘rektum kanseri’ denir.

Kalın bağırsak kanseri kısa sürede mi gelişir?
Kalın bağırsak veya kolon kanserlerinin gelişmesi çoğu kez 3-5 yıl arasında zaman alır ve % 60 oranında bağırsak içindeki polip adı verilen iyi huylu urlardan veya Crohn hastalığı yada ülseratif kolit gibi bazı iltihabi kalın bağırsak hastalıklarından gelişirler. Düzenli olarak yaptırılan kolonoskopi tetkiklerinin özellikle polip zemininde gelişen bağırsak kanseri olgularını önlemedeki rolü büyüktür. Bu tümörler yayılma yada sıçramalarını yakınlarındaki lenf damarlarına, toplar damarlara, karaciğer, kemik, prostat, mesane veya rahim gibi komşu organlara yapabilirler. Kalın bağırsak kanserlerinin % 95’i adenokarsinom grubundandır.

Kimler kalın bağırsak kanseri açısından risk grubundadır?
  • Yaş: 50 yaşın üstündeki kişiler
  • Ailevi: Ailede birinci derecede akrabalarda, kalın bağırsak kanseri olan kişilerde kalın bağırsak kanseri riski 1.8 kat artar
  • Ailevi polipozis hastalığı: familyal adenomatozis polipozis - FAP, Lynch sendromu (HNPCC veya kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser) olgularında ise bağırsak kanserine ek olarak rahim kanseri veya yumurtalık kanseri de bulunur.
  • Peutz-Jeghers sendromu olan hastalarda yaşam boyu % 20 oranında bağırsak kanseri gelişme riski vardır.
  • Yüksek yağ ve kalorili (özellikle hayvansal yağlar) diyetle beslenen kişiler
  • Düşük lifli diyetle beslenme: Sağlıklı bir beslenmede günde 20-35 gr arasında lif tüketilmelidir. Bingham ve ark. çalışmasında, günde 17 gr’dan az lif tüketenlerde bağırsak kanseri riskinin arttığı saptanmıştır.
  • Kırmızı et: Her gün düzenli kırmızı et tüketimi ile kalın bağırsak kanseri riski 1.5 kat artar
  • Kalın bağırsak polipleri veya kanseri olan kişiler
  • Yumurtalık, rahim veya meme kanseri öyküsü olan kadınlar
  • İltihabi bağırsak hastalığı: ülseratif kolit ve Crohn hastalığı varlığında 10 yıldan uzun süreden beri iltihabi bağırsak hastalığı varlığında kalın bağırsak kanseri riski 2-3 kat artar. Eaden ve ark. 54.478 hastayı kapsayan ülseratif kolit ile ilgili 114 bilimsel çalışmayı inceledikleri meta-analizde; 10 yılında sonunda % 2 oranında, 20 yılında sonunda % 8 oranında ve 30 yılın sonunda % 18 oranında bağırsak kanseri riski geliştiği bildirilmiştir. Buna karşın, Bernstein ve ark. 2.672 ülseratif kolit hastasını incelediklerinde, bağırsak kanseri gelişme riskini % 0.16 ve rektum kanseri gelişme riskini ise % 0.06 olarak belirlemişlerdir.
  • Obezite: aşırı kilolu olmak ve spor yapmamak, kalın bağırsak kanseri riskini 1.5-2 kat arttırır. Çağımızın hastalığı olan obezitenin, Avrupa ülkelerinde son 10 yılda 60-65 yaş grubunda % 20’den % 30 düzeyine çıktığı belirlenmiştir.
  • Şeker hastalığı: % 40 oranında riski arttırır, aynı şekilde insülin direnci olması da riski arttırır.
  • Sigara tüketimi
  • Alkol: Vogel ve ark. çalışmasında düzenli olarak günde 10 gr alkol tüketimi ile kalın bağırsak kanseri riskinin 1.5 kat arttığı belirlenmiştir.
  • Uzun süreli olarak gece vardiyasında çalışmak
Tüm bu verilere rağmen, bağırsak (kolon) kanseri ve rektum kanseri gelişen kişilerin % 75’inde hiçbir risk faktörü belirlenmemiştir.

Kimler kalın bağırsak kanseri açısından düşük risk grubundadır?
  • Kişisel veya ailesel bağırsak kanseri öyküsünün olmaması
  • Birinci derece akrabalarda bağırsak kanseri öyküsünün olmaması
  • Birinci derece akrabalardan birisinde 45 yaştan sonra bağırsak kanseri öyküsünün olması
  • Bu grupta risk altında olmayan kişilere oranla iki kat risk bulunur.
  • Bu gruptaki kişilere dışkıda gizli kan testi ve kolonoskopi önerilir.
Kimler kalın bağırsak kanseri açısından orta derecede risk grubundadır?
  • Birinci derece akrabalardan birisinde 45 yaştan önce bağırsak kanseri öyküsünün olması
  • Birinci derece akrabalardan ikisinde yaştan bağımsız olarak bağırsak kanseri öyküsünün olması
  • Bu grupta risk altında olmayan kişilere oranla altı kat risk bulunur.
  • Bu gruptaki kişilere 35-40 yaş civarında kolonoskopi önerilir ve 55 yaş civarında tekrarlanır.
Kimler kalın bağırsak kanseri açısından yüksek risk grubundadır?
  • Aile bireylerinden birisinde ailevi polipozis hastalığı olması (familyal adenomatozis polipozis - FAP)
  • Aile bireylerinden birisinde HNPCC (kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser veya Lynch sendromu) bulunması
  • Üç veya daha fazla birinci ve ikinci derecede akrabalarda kalıtsal bağırsak kanseri olması
  • Bu gruptaki kişiler % 50 gibi risk altındadır.
Yaş ile bağırsak kanseri ilişkisi nasıldır?
Yaş 10 yılda risk % 20 yılda risk % 30 yılda risk %
30 0.06 0.27 0.78
40 0.21 0.72 1.70
50 0.53 1.53 3.04
60 1.05 2.64 4.12
70 1.78 3.44 bilinmiyor

Bağırsak kanseri sıklıkla 50 yaştan sonra belirlenir. Olgularının sadece % 0.1'i 20 yaştan genç, % 1.1'i de 20-34 yaş aralığında, % 4'ü 35-44 yaş aralığında ve % 13.4'ü 45-54 yaş aralığındadır.

HNPCC veya kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser ile ilişkili tümörler hangileridir?
Bu gruptaki hastaların % 80’inde bağırsak kanseri, % 40’ında rahim kanseri, % 15’inde mide kanseri, % 12’sinde yumurtalık kanseri ve % 5’inde idrar yolları kanseri bulunur.

Kalın bağırsak kanserinden nasıl korunulabilir?
  • Düzenli olarak 40 yaştan itibaren dışkıda gizli kan testi (yılda bir kez), kalın bağırsak röntgeni (barsak grafisi, kolon grafisi, lavman opaklı kolon grafisi, çift kontrastlı kolon grafisi), sigmoidoskopi (5 yılda bir kez), kolonoskopi (10 yılda bir kez), veya sanal kolonoskopi gibi tarama testlerini yaptırmak yararlıdır. Geçmişte 50 yaştan sonra düzenli olarak önerilen kolonoskopi tetkiki, 45 yaştan sonra bağırsak kanseri riski başlaması nedeni ile birçok Amerikan derneği tarafından 40 yaştan sonra yapılmaya başlanmıştır.
  • Ailede kalın bağırsak polibi veya kanseri öyküsü olanların, genetik danışmanlık alması ve bu tür testleri (p53 mutasyonu taraması) yaptırmak
  • Düzenli olarak günde 30-60 dakika arası spor yapmak (kalın bağırsak kanseri riskini % 40 azaltır)
  • Düzenli folik asit, kalsiyum ve D vitamini içeren multivitamin kullanmak
  • Kadınlarda menapoz sonrasında hormon tedavisi almak
  • Sigaradan uzak durmak çok yararlıdır.
  • Diyet düzenlemesi: bol miktarda posa bırakan baklagiller, sebze, meyve, süt ve sarımsak tüketilmesi, aşırı yağlı gıdaların kısıtlanması ve kırmızı et tüketiminin en fazla bir avuç büyüklüğüne dek kısıtlanması (kalın bağırsak kanseri riskini % 40 azaltır). Boeing ve ark. çalışmasında günlük meyve tüketiminin, Avrupa kıtasının orta, güney ve doğusunda yer alan ülkelerde ortalama 200-210 gr arasında ve kuzeyinde yer alan ülkelerde 129 gr olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde günlük sebze tüketimi, Yunanistan’da 270 gr iken, İsveç’te 103 gr olarak saptanmıştır. Sebze, meyve ve lifli gıdaların tüketiminin azalması ile birlikte bağırsak kanseri riskinin arttığı bilinmektedir. Terry ve ark. tarafından 2001 yılında İsveç’te 61,463 kişi üzerinde gerçekleştirilen çalışmada ve Kesse ve ark. tarafından 2006 yılında Fransa’da 67,312 kişi üzerinde gerçekleştirilen çalışmada kırmızı etten zengin batılı tip diyetle beslenen ve yoğun alkol tüketen kişilerde bağırsak kanseri riskinin arttığı saptanmıştır. Birçok çalışmada belirtildiği gibi, bağırsak kanseri olgularının % 50’sinde ana neden olarak diyet ve yaşam şekli belirlendiğinden, alınacak önlemlerin önemi daha da belirgin hale gelmektedir.
  • Probiyotikler: canlı bazı mikropların (bakteri) yoğurt veya gıdalara ek olarak alınmasıdır. Bağırsakta yer alan yararlı bakterileri arttırarak, bağırsak kanserini önledikleri yönünde bazı çalışmalar olmakla birlikte, bu etki henüz bilimsel olarak kesinlik kazanmamıştır.
  • Düzenli Aspirin kullanmak, kalın bağırsak poliplerinin oluşumunu azaltır ve böylelikle bağırsak kanseri açısından korunma sağlar.
Kalın bağırsak kanserinin belirtileri nelerdir?
  • Dışkıda kan görülmesi: dışkı parlak kırmızı veya koyu siyah renk alabilir. Olguların % 35-60'ında gözle görülebilen kan ve diğerlerinde ise dışkı tetkiki ile belirlenebilen gizli kan mevcuttur. Dışkısında kan görülen bir kişide hemen bağırsak kanseri olduğu kanısına kapılmamak gerekir. Hamilton ve ark. 2009 yılında gerçekleştirdikleri çalışmalarında, dışkısında kan görülen kişilerin % 3'ünden azında bağırsak kanseri mevcut olduğunu belirlemişlerdir.
  • Karın ağrısı: % 30 oranında kramp tarzında aralıklı gelen karın ağrısı belirtisi mevcuttur.
  • Dışkılama alışkanlıklarında değişiklik: hastaların yaklaşık % 20-25'inde bir haftadan uzun süren kabızlık ve ishal dönemleri yada dışkı çapının incelmesi gibi farklılıklar olabilir.
  • Zayıflama: hastaların % 10-15'inde nedeni açıklanamayan kilo kaybı olur, sıklıkla toplam ağırlığın % 10'u kadar eksilme söz konusudur.
  • Kansızlık: % 10-15 oranında görülür. Nedeni açıklanamayan bir şekilde demir eksikliği, merdiven çıkma ve yokuş çıkma ile kolayca nefes nefese kalma ve halsizlik gibi belirtiler görülür.
  • Bağırsak tıkanıklığı: hastaların yaklaşık % 10'unda büyüyen tümörün, bağırsak geçişini engellemesi nedeni ile bağırsak düğümlenmesi oluşur. Bu durum uygun olgularda kolonoskopi yolu ile geçici olarak şemsiye şeklinde bir ''stent'' yerleştirilerek veya ameliyat ile düzeltilebilir.
  • Makat ağrısı: % 4-6 oranında rastlanır.
  • Bağırsak delinmesi: olguların % 2-4'ünde tümör tıkanıklık ile birlikte bağırsakta delinmeye yol açar ve bu durumda karın zarı iltihabı (peritonit) ve karın içinde apse oluşumuna neden olduğundan acil ameliyat gerektirir.
  • Dışkının tam olarak boşalamaması
  • Yakınma yok: Hastaların yaklaşık % 3'ünde hiçbir yakınma yoktur ve kolonoskopi, sanal kolonoskopi, vb. tetkikler sırasında rastlantısal olarak belirlenir.
Dışkıda değişiklik nasıl anlaşılır?
Dışkı çapının incelmesi, şeklinde ve sıklığında değişiklik, dışkıda kan olunca dikkate alınmalıdır. İdeal olarak kişinin günün aynı zaman diliminde dışkılaması beklenir, ancak kabızlık, ishal, seyahat, hastalıklar ve bazı ilaçların kullanımı ile bu ritmde değişiklikler olabildiği bilinmektedir. Liften zengin beslenen, günde 2 Lt civarında su içen ve düzenli spor yapan kişilerde dışkılama eylemi daha kolaylıkla gerçekleşir. Hareketsizlik, yaşlanma, bazı ilaçlar, hipotiroidi vb. hastalıklar kabızlığa eğilim yaratmaktadır. Dışkılamanın değerlendirmesinde en sık olarak Bristol sınıflaması kullanılır ve tip 2-3 sağlıklı dışkı olarak kabul edilmektedir.

Bristol dışkı şekli sınıflaması
Tip 1: katı ve ayrık fındık gibi yuvarlaklar
Tip 2: sosis şeklinde ve hacimli dışkı
Tip 3: sosis gibi ancak üzerinde çatlaklar olan dışkı
Tip 4: sosis veya yılan gibi, düz ve yumuşak dışkı
Tip 5: birbirinden ayrık düzgün kenarlı ve yumuşak küçük toplar
Tip 6: kabarık ve düzensiz kenarlı dışkı
Tip 7: katı bölüm içermeyen su gibi dışkı

Kalın bağırsak kanseri nasıl teşhis edilir?
  • Makat muayenesi
  • Dışkıda gizli kan testi: hassasiyet oranı % 80-85 arasındadır.
  • Anoskopi: sadece makat kanalının ışıklı bir aletle incelenmesi
  • Rektoskopi (proktoskopi): kalın bağırsağın rektum adı verilen son kısmının endoskop adı verilen ışıklı (metal veya yumuşak yada fleksibıl) bir aletle incelenmesidir.
  • Sigmoidoskopi: Kalın bağırsağın sadece makata yakın olan sol yarısının endoskop adı verilen yumuşak yada kıvrılabilir (fleksibıl) ışıklı bir aletle incelenmesidir. Segnan ve ark. İtalya’da 34,292 kişi sigmoidoskopi ile incelenmiş, ve bağırsak kanseri sıklığının % 20 civarında ve bu yöntemle kansere bağlı ölümlerin % 30-50 civarında gerilediği saptanmıştır. Benzer şekilde Schoen ve ark. ABD’de 154,900 kişi üzerinde gerçekleştirdikleri çalışmada, 5 yılda bir sigmoidoskopi tetkiki ile bağırsak kanseri riskinin belirgin şekilde azaldığı sonucuna varmışlardır.
  • Kolonoskopi: Kalın bağırsağın tamamının endoskop adı verilen yumuşak yada fleksibıl ışıklı bir aletle incelenmesidir.
  • İlaçlı kalın bağırsak filmi: bağırsak grafisi, bağırsak röntgeni, kolon grafisi, lavman opaklı kolon grafisi
  • Sanal kolonoskopi: bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme ile araştırma
  • Bilgisayarlı tomografi: bağırsak (kolon) kanseri ve rektum kanseri evrelendirilmesinde yaygın olarak kullanılır.
  • Kan testleri: tümör marker ile araştırma (CEA, Ca 19-9)
  • PET/CT: kanserin diğer organlara yayılımını araştırmak ve bağırsak kanserli hastaların nüks açısından takibinde kullanılır
Kalın bağırsak kanseri nasıl yayılır?
Kalın bağırsak kanseri, direkt temas yolu, lenf, kan veya karın zarı (periton) yolu ile yayılma, sıçrama, atlama veya metastaz yapabilir. Vakaların % 30’unda lenf bezi tutulumu mevcuttur. Hastaların % 50’sinde karaciğere ve % 10’unda ise akciğere yayılma görülür.

Kalın bağırsak kanserinin tedavisi nasıldır?
Kalın bağırsak kanseri tedavisinde sıklıkla Gastroenteroloji, Genel Cerrahi, Radyoloji ve Onkoloji Uzmanları birlikte çalışır. Kalın bağırsak veya kolon kanseri tedavisinde başlıca şu tedavi yöntemleri kullanılır.
  1. Cerrahi tedavi
  2. Kemoterapi
  3. Işın tedavisi (radyoterapi)
  4. Hedefli tedaviler
Kalın bağırsak kanserinin cerrahi tedavisi nasıl yapılır?
Tümörü ve lenf bezlerini çıkartmaya yönelik cerrahi işlem, kalın bağırsak veya kolon kanserleri için en yaygın olarak tercih edilen tedavi yöntemidir. Ameliyat öncesinde bağırsak hazırlığı veya bağırsak (kolon) temizliği uygulanır. Ameliyat öncesinde, enfeksiyondan korunmak için antibiyotik ve bağırsak kanseri hastalarında sıkça rastlanılan damarlardaki pıhtılaşmayı önlemek içinse düşük molekül ağırlıklı heparin (kan sulandırıcı) uygulanır. Kalın bağırsak veya kolon kanseri ameliyatı açık cerrahi, laparoskopik cerrahi (kapalı ameliyat) veya robotik cerrahi yöntemlerinden birisi ile gerçekleştirilebilir. Laparoskopik cerrahi veya robotik cerrahi yöntemleri, birkaç küçük delikten kalın bağırsak kanserinin alınması ve farklı bir bölümünden az daha büyük bir kesi yaparak tümörlü kalın bağırsağın bir torba içinde deriye temas ettirilmeden (bölgesel tümör ekimini önlemek için) dışarıya alınması prensibi ile gerçekleştirilir. Her iki teknikte, daha az ağrılı olma, daha erken işe geri dönme olanağı, daha az sıklıkta ameliyat yeri fıtığı belirlenmesi gibi avantajlar taşırlar. Bağırsak kanserinin cerrahi tedavisinde laparoskopik cerrahi, 1991 yılından beri güvenle uygulanmaktadır, ancak kullanımı özellikle 2004 -2005 döneminden itibaren yaygınlaşmıştır. ABD kaynaklı, 2004 yılında 48 merkez ve 872 hasta üzerinde gerçekleştirilen COST çalışması, İngiltere kaynaklı 2005 yılında 343 hasta üzerinde gerçekleştirilen MRC CLASICC çalışması ve yine 2005 yılında Avrupa çok merkez kaynaklı 536 üzerinde gerçekleştirilen COLOR çalışması sonrasında bağırsak kanseri ameliyatlarında laparoskopik cerrahi kullanımı giderek yaygınlaşmıştır. Son yıllarda tek delikten laparoskopi (SİLS) ile bağırsak kanseri ameliyatı gerçekleştiren makaleler yayınlanmaya başlamıştır. Çoğu hastada cerrah, kalın bağırsak veya rektumun sağlıklı parçalarını tekrar birleştirilir (anastomoz), ancak bazı durumlarda kalın bağırsağın geçici veya kalıcı olarak karın derisine dikilmesi işlemi (bağırsağın dışa alınması, stoma, ileostomi, kolostomi) gerekebilir. Kalın bağırsağın sağ yarısında olan kanserlerde sağ yarısının alınmasına sağ kolektomi veya sağ hemikolektomi adı verilir, kalın bağırsağın sol yarısında olan kanserlerde sol yarısının alınmasına sol kolektomi veya sol hemikolektomi adı verilir. Bağırsağın devamlılığı sağlıklı iki ucun birleştirilmesi (kolo-kolik, kolo-rektal veya kolo-anal anastomoz) ile sağlanır. Kalın bağırsak kanseri ameliyatları Genel Cerrahi Uzmanları tarafından gerçekleştirilir, başlıca uğraşı alanı bağırsak cerrahisi (kolorektal cerrahi, koloproktoloji) olan cerrahlar ise kolorektal cerrah olarak adlandırılır.

Kalın bağırsak kanserinin cerrahi tedavisi sonrasında ne tür sorunlar görülebilir?
Boyle ve ark. bağırsak kanseri ile ilgili 21 ayrı bilimsel çalışmayı incelemişler ve 9.512 kalın bağırsağın sağ yarısında yer alan kanser olgusu ve 8,171 kalın bağırsağın sol yarısında (makata yakın bölüm) yer alan kanser olgusu belirlemişlerdir. Bu hastaların ameliyat sonrası yaşadıkları sorunlar incelendiğinde, fiziksel performansı en iyi olan hastalar ile en düşük olanlar arasında sadece % 25’lik bir fark saptanmıştır.
  • Kalın bağırsak (barsak, kolon) kanseri ameliyatı sonrasında ağrı olabilir, ancak ilaçlarla kontrol altına alınır, birkaç gün gıda verilmeyip serum tedavisi uygulanabilir.
  • Rahim, idrar kesesi (mesane), idrar borusu (üreter), dalak, hazne (vajina) vb. komşu organlarda yaralanmalar olabilir.
  • Bacak damarlarında pıhtı oluşabilir (emboli veya derin ven trombozu): bu nedenle hastalara ameliyat sonrasında yaklaşık bir ay boyunca varis çorabı (antiembolik çorap) giydirilir ve kan sulandırıcı iğneler (düşük molekül ağırlıklı heparin) uygulanır.
  • Yara yerinde iltihaplanma olması
  • Ameliyata bağlı bağırsak yapışıklığı (adhezyon) gelişmesi
  • Birleştirilen kalın bağırsak uçları ayrışıp, sızıntı yapabilir, bu duruma anastomoz kaçağı adı verilir. Bazen, basit bir kateter yerleştirilmesi ile bu durum düzeltilebilirken, bazen ikinci bir girişimle bağırsağı deriye ağızlaştırmak (kolostomi veya ileostomi işlemi) gerekebilir.
  • Rektum kanseri ameliyatları sonrasında özellikle erkek hastalarda sertleşme (ereksiyon) kusuru ve cinsel ilişki sonrasında boşalamama (retrograd ejakülasyon) gibi bazı cinsel sorunlara rastlanabilir. Traa ve ark. meta-analizinde bağırsak kanseri ameliyatı sonrasında cinsel fonksiyonun etkilendiği 39 makale incelenmiştir. Bu çalışmaların % 34’ünde erkeklerde gelişen cinsel sorunlar, % 9’unda kadınlarda gelişen cinsel sorunlar ve % 57’sinde ise hem erkek, hem de kadınlarda gelişen cinsel sorunlar ele alınmaktadır. Erkeklerin % 37-79’unun ameliyat öncesinde cinsel olarak aktif oldukları ve bağırsak kanseri ameliyatı sonrasında % 5-88’inin cinsel sorunlar yaşadığı belirlenmiştir.
Kalın bağırsak kanserinin kemoterapi tedavisi nasıl yapılır?
Kanser hücrelerinin öldürülmesi ve çoğalmalarını önlemek için kanser ilaçlarının toplar damar yolu ile uygulanmasına sistemik kemoterapi adı verilir. Buna karşın, direkt olarak bir organ yada bir vücut boşluğuna (karın boşluğu içine) kemoterapi verilebilir, buna da bölgesel kemoterapi denilir. Karaciğere sıçrama (metastaz) yapan tümörlerde ise karaciğerin atar damarının (hepatik arter) içine ilaç verilebilir ve bu işlem de kemo-embolizasyon olarak adlandırılır. Ameliyat sonrasında uygulanan kemoterapi tedavisine adjuvan kemoterapi adı verilir ve sıklıkla 2. ve 3. evre kalın bağırsak kanserlerinde uygulanır. Bazı 4. evrede olan kalın bağırsak kanserlerinde ameliyat öncesinde tümör çapını küçültmek ve cerrahi girişimin başarısını arttırmak amacı ile kemoterapi uygulanır ve buna da, neoadjuvan kemoterapi adı verilir.

Kemoterapi genellikle, iki veya daha fazla ilacın karışımı şeklinde uygulanır. Kalın bağırsak kanserinde kemoterapi uygulaması, ortalama iki haftada bir ve 6 ay süre ile yapılır. Kalın bağırsak kanseri tedavisinde sıklıkla aşağıda detayları açıklanan FOLFOX, FOLFİRİ ve CapeOX protokolleri tercih edilmektedir. Kemoterapi ilaçlarının
uygulanmasını takiben, bulantı, kusma, iştah kaybı, ağızda yaralar, ishal, kansızlık, güneş ışığına hassasiyet, el ve ayaklarda ağrılar, enfeksiyonlara yatkınlık, kollarda oluşan morluklar, ciltte soyulma ve kabarıklıklar gibi yan etkiler görülebilir. Yan etkilerin sorumlu Onkoloji Uzmanı’na veya tedaviyi yürütmekte olan sağlık ekibine bildirilmesi gerekmektedir. Günümüzde, ilaç sektöründeki gelişmelere paralel olarak, yaşlı hastalarda da kemoterapi tedavisinin çoğunlukla rahatça yapılabildiği gözlemlenmektedir.
  • 5-Fluorourasil (5-FU): 5-FU ilacı kalın bağırsak kanseri tedavisinde uzun yıllardan beri kullanılmakta olan ana ilaçtır ve sıklıkla lökovorin (folinik asit) ile birlikte verilir. İlaç toplardamar yolu ile yaklaşık 2 saat içinde hastaya sıklıkla bir serum pompası aracılığı ile verilir.
  • Lökovorin (folinik asit): bağırsak kanseri tedavisi için 5-FU, irinotekan, oksaliplatin gibi ilaçlarla birlikte kullanılan ana ilaçtır.
  • Kapesitabin (Xeloda): bu ilaç hap şeklinde olup 5-FU kadar etkilidir. Genellikle, günde iki kez 2 hafta boyunca verilir. Genelde yan etkileri 5-FU’ya oranla daha az olmakla birlikte, el ve ayaklarda görülen ağrı sorunu 5-FU’ya oranla daha fazladır.
  • İrinotekan (Camptosar): Bu ilaç sıklıkla 5-FU ve lökovorin ile birlikte verilir ve buna FOLFİRİ protokolu denilir. Bu ilaç damar yolu ile 30 dakika ile 2 saat içinde verilir. Bazı hastalarda genetik sorunlar (rutin olarak araştırılmaz) nedeniyle, İrinotekan vücuttan rahat atılamaz ve aşırı ishal vb. fazla sayıda yan etki yaratabilir. Bilürübin seviyesi yüksek olan ve yaşlı hastalarda bu ilacın kullanımı risklidir.
  • Oksaliplatin (Eloxatin): Bu ilaç sıklıkla 5-FU ve lökovorin ile birlikte verilir ve buna FOLFOX protokolu denilir. Kapesitabin ile birlikte verildiği protokol ise CapeOX veya XELOX protokolu adını alır. Bu ilaç damar yolu ile iki saat içinde ve her 2-3 haftada bir verilir.
  • Bevakizumab, setuksimab, panitumumab
Kalın bağırsak kanserinin ışın tedavisi nasıl yapılır?
Radyasyon veya ışın tedavisi, kanser hücrelerini öldürmek ve çoğalmalarını önlemek için yüksek enerjili X ışınlarının kullanımını içerir. Doktorlar radyasyon tedavisini, cerrahiden önce (tümörü küçültmek ve nüks şansını azaltmak amacıyla) veya cerrahiden sonra kullanabilirler. Işınlar dışarıdan (eksternal radyasyon) verilir veya doku içerisine yerleştirilen bazı iğneler ile doku içerisine verilir (internal radyasyon).

Kalın bağırsak kanserinin hedefli tedavileri nasıl yapılır?
Kemoterapinin kanser hücreleri yanında sağlıklı hücrelerde etki etmesi nedeniyle, bu yan etkiden korunmak amacı ile kişiye özel hedefli tedaviler geliştirilmiştir. Sadece o hedefler için özel olarak geliştirilmiş ilaçlarla (monoklonal antikor tedavisi) kanser hücrelerinin vurulmasını amaçlar. Monoklonal antikor tedavisi, bağışıklık sisteminin tek bir hücresinden laboratuvar ortamında üretilen kanser hücreleri savaşacak olan antikorlar ile gerçekleştirilir. Bu antikorlar kanser hücrelerine yapışır, onların büyümelerini ve yayılmalarını engellerler. Monoklonal antikorlar damardan verilir, tek başlarına ilaçları taşırlar, bazı zehirleri ve radyoaktif maddeleri normal hücrelere ulaştırmadan direkt olarak kanser hücrelerine taşıyabilirler.

Kalın bağırsak kanserinin evreleri nasıldır?
Kalın bağırsak kanserinin ne derecede yayıldığını anlayabilmek için evreleme yapılır. Kalın bağırsak veya kolon kanseri evrelemesinde daha sık olarak İngiltere’de St. Mark’s Hastanesi’nde patolog olan Dukes’ın 1932’de tanımladığı sınıflama kullanılır.

Dukes sınıflaması
  • Dukes A: sadece kalın bağırsak (barsak, kolon) içinde yer alan kanser, on yıl sağ kalım % 92’dir.
  • Dukes B: kalın bağırsak (barsak, kolon) duvarı dışına taşan kanser, on yıl sağ kalım oranı % 90’dır.
  • Dukes C: kalın bağırsak (barsak, kolon) kanserinin bölgesel lenf bezlerine yayılması, on yıl sağ kalım oranı % 60’dır.
  • Dukes D: uzak organlara (karaciğer vb.) sıçrama (metastaz) yapan kalın bağırsak (barsak, kolon) kanseri, beş yıl sağ kalım oranı % 6-8 civarındadır.
Ayrıca, 1954 yılında Amerikan Kanser Komitesi (American Joint Committee on Cancer - AJCC) ve Uluslararası Kanser Birliği’nin (Union for International Cancer Control - UICC) ortak olarak belirlediği TNM sınıflamasında ise tümör büyüklüğü T0 ile T4 arasında tanımlanır, lenf düğümü tutulumu N0-N3 ve metastaz durumu M0-M1 arasında tanımlanır. Evre 1 ile 4 arasında evrelendirme yapılır, 1. evre başlangıç aşamasında ve 4. evre yayılmış tümör anlamına gelir. Ayrıca, patoloji sınıflaması olarak düşük dereceli (low grade) veya yüksek dereceli (high grade) diye bir sınıflama daha kullanılır. Düşük dereceli (low grade) karsinom, mikroskop altındaki görüntünün sağlıklı dokuya daha yakın olduğunu, ancak yüksek dereceli (high grade) karsinom ise kanser açısından daha yüksek riskli anlamında kullanılmaktadır.

Evre 0: kanser çok erken safhadadır (Tis, N0, M0), insitu karsinom adı da verilir. Sıklıkla polipektomi yeterlidir ve nadiren kalın bağırsağın bir bölümünü alınması yani kolektomi gerekir. Kemoterapi veya radyoterapi gerekmez.

Evre I: kanser kalın bağırsağın iç kısmını tutmuştur (T1-2, N0, M0). Kalın bağırsağın kanserli bölümünün alınması (kolektomi) ve lenf bezlerinin çıkartılması prensibine dayanır, kemoterapi veya radyoterapi gerekmez. Beş yıllık sağ kalım oranı % 90’dan fazladır.

Evre II: kanser kalın bağırsağın dışına yayılmış, fakat lenf bezlerini tutmamıştır (T3-4, N0, M0). Kalın bağırsağın kanserli bölümünün alınması (kolektomi) ve lenf bezlerinin çıkartılması prensibine dayanır, kemoterapi sıklıkla gerekmez. Kanserin patolojik incelemesinde yüksek dereceli (high grade) olduğunun görülmesi, kanserin komşu organlara yayılmış olması, ameliyatta 12’den az sayıda lenf bezinin çıkartılmış olması, cerrahi sınırlara yakın bir bölümde kanserli hücrelerin görülmüş olması, kanserin bağırsakta delinmeye yol açmış olması durumunda, ameliyatı gerçekleştiren cerrah, kemoterapi ve nadiren radyoterapi önerebilir. Beş yıllık sağ kalım oranı % 90 civarındadır.

Evre III: kanser yakındaki lenf bezlerine yayılmıştır (T1-4, N1-2, M0). Kalın bağırsağın kanserli bölümünün alınması (kolektomi) ve lenf bezlerinin çıkartılması ve ek olarak kemoterapi ve bazen de radyoterapi prensibine dayanır. Beş yıllık sağ kalım oranı % 45-65 civarındadır.

Evre IV: kanser vücudun diğer bölümlerine (karaciğere, akciğerlere veya diğer organlara) yayılmıştır (herhangi bir T, herhangi bir N, M1). Bu durumda cerrahi tedavinin yararı azdır, öncelikle endoskopik stentleme, kemoterapi, radyoterapi ve /veya hedefli tedavi uygulanır. Hastanın bu tedavilere yanıtı gözlenirse veya sonuçta metastatik tümörlerin küçülerek, tedaviye olumlu yanıt vermesi durumunda ameliyat düşünülebilir. Ancak, tümörün tam tıkanıklığa veya delinmeye yol açması durumunda kalın bağırsağın dışarıya ağızlaştırılması (stoma, kolostomi, bağırsağı dışarı alma) şeklinde cerrahi girişim gerekebilir. Beş yıllık sağ kalım oranı % 6-8 civarındadır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak, her geçen sene bağırsak kanseri tedavisinin sonuçları da iyileşmektedir. Tüm evrelere göre beş yıllık ortalama sağ kalım oranı, 1975 yılında % 51 iken, 2006 yılında % 66 düzeyine çıkmıştır. Üstelik beş yıllık sağ kalım oranının erken evre tümörlerde % 90 civarına çıkmıştır.

Kalın bağırsak kanserinin karaciğere sıçrama (metastaz) yapması durumunda en etkin olduğu bilinen tedavi yöntemi metastazların cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Karaciğerdeki metastazların çıkartılması, hastanın durumuna, tümörün yayılımına bağımlı olarak, kalın bağırsak ameliyatı ile aynı seansta veya farklı bir seansta yapılabilir. Karaciğerde cerrahi olarak çıkartılamayacak sayıda metastaz bulunması, metastazların karaciğerin ana damarlarını içine alması nedeniyle tümörün cerrahi olarak tam olarak çıkartılamayacağının belirlenmesi durumlarında veya ameliyata hazırlık öncesi dönemde, metastaz çaplarını küçültmek amacı ile radyofrekans (RF)
tedavisi veya kriyocerrahi (kriyoterapi, dondurma tedavisi) gibi cerrahi dışı yöntemler tercih edilir. Bazen de kalın bağırsağın tama yakın tıkandığı durumlarda ameliyata gerek duyulmadan, yada acil bir cerrahi girişim yapmamak için ameliyata hazırlık aşamasında, endoskopi yolu ile stent yerleştirilerek kalın bağırsak akışı tekrar eskisi
gibi sağlanabilir. Şayet hastaya sadece stent takılıp, cerrahi girişim uygulanmayacaksa, kemoterapi protokolüne alınır. ABD istatistiklerine göre, kalın bağırsak kanseri tanısı konulduğunda, yaklaşık olarak hastaların % 90’ının bölgesel tümörü olduğu ve % 10’unun ise uzak organlara sıçrama (metastaz) yapmış şekilde olduğu belirlenmiştir.

Kalın bağırsak kanserinde tedavi sonrası izlem nasıl gerçekleştirilir?
Düzenli kontroller sağlık durumundaki değişikliklerin fark edilmesini sağlarlar. Kontroller, doktor muayenesi, dışkıda gizli kan testi, kolonoskopi, akciğer grafileri ve laboratuvar testlerini (tümör markerları, kan sayımı vb.) içerir.
CEA testi: ilk iki yıl için her 3 ayda bir, daha sonra 5 yıla kadar her 6 ayda bir gerçekleştirilir.
Bilgisayarlı tomografi (BT): ilk üç yıl süresince her 6 ile 12 ayda bir gerçekleştirilir.

Kalın bağırsak kanserinin tekrarlaması durumunda ne yapılır?
Kalın bağırsak kanseri tedavi sonrasında, sadece bölgesel nüks yapabilir, bu durumda öncelikle cerrahi tedavi düşünülür. Kanser uzaktaki organlara sıçrama (metastaz) yapabilir ki bu durumda öncelikle kemoterapi veya hedefli tedaviler planlanır ve şayet tümör çapında ufalma belirlenirse cerrahi tedavi (ameliyat) önerilir. Kalın bağırsak veya kolon kanserinin en sık sıçrama (metastaz) yaptığı organ karaciğerdir. Genellikle, patolojik inceleme sonucunda belirlenen az differansiye kanserler (% 20-50 sıklıkta) ve genç nüfusta görülen müsinöz kanserlerin (% 10-50 sıklıkta) seyrinin diğer tümörlere göre daha kötü olduğu çeşitli araştırmalar sonucunda saptanmıştır.

       
       
     


Anahtar Kelimeler: kalın bağırsak kanseri, barsak kanseri, bağırsak kanseri, bağırsak karsinomu, kolon kanseri, kolon ca, bağırsak ca, bağırsakta polip, kolonda polip, kolon polibi, bağırsak polibi, adenom, rektum kanseri, rektum karsinomu, rektum ca, rectum ca, rektal karsinom, kanser tarama testi, senkron tümör, Crohn hastalığı, ülseratif kolit, iltihabi bağırsak hastalığı, ailevi polipozis hastalığı, familyal adenomatozis polipozis, FAP, Peutz-Jeghers sendromu, ailevi bağırsak kanseri, ailevi kolon kanseri, bağırsak kanseri riski, herediter nonpolipozis kolorektal kanser, kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser, HNPCC, dışkı çapının incelmesi, dışkıda değişiklik, dışkıda kan, Bristol dışkı şekli sınıflaması, dışkıda gizli kan testi, anoskopi, rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi, sanal kolonoskopi, ilaçlı kalın bağırsak filmi, parmakla makat muayenesi, rektal tuşe, CEA, Ca 19-9, laparoskopik cerrahi, robotik cerrahi, düşük molekül ağırlıklı heparin, anastomoz, stoma, kolostomi, bağırsağın dışa alınması, stoma, kolostomi, sistemik kemoterapi, bölgesel kemoterapi, kemo-embolizasyon, adjuvan kemoterapi, neoadjuvan kemoterapi, 5-Fluorourasil, 5-FU, kapesitabin, Xeloda, irinotekan, camptosar, FOLFİRİ protokolu, oksaliplatin, eloxatin, lökovorin, FOLFOX protokolu, CapeOX protokolu, bevakizumab, setuksimab, panitumumab, eksternal radyasyon, internal radyasyon, monoklonal antikor tedavisi, Dukes sınıflaması, American Joint Committee on Cancer, AJCC sınıflaması, low grade karsinom, high grade karsinom, International Union Against Cancer, IUAC, insitu karsinom, bağırsağın dışa alınması, stoma, kolostomi, radyofrekans tedavisi, RF, kriyoterapi, kriyocerrahi

Kaynaklar
1. Myers EA, Feingold DL, Forde KA, et al. Colorectal cancer in patients under 50 years of age: a retrospective analysis of two institutions' experience. World J Gastroenterol 2013; 19 (34): 5651-5657.
2. van der Pas MH, Haglind E, et al. Laparoscopic versus open surgery for rectal cancer (COLOR II): short-term outcomes of a randomised, phase 3 trial. Lancet Oncol 2013; 14 (3): 210-218.
3. Morneau M, Boulanger J; Comité de l'Évolution des Pratiques en Oncologie. Laparoscopic versus open surgery for the treatment of colorectal cancer: a literature review and recommendations from the Comité de l'évolution des pratiques en oncologie. Can J Surg 2013; 56 (5): 297-310.
4. Steward WP, Brown K. Cancer chemoprevention: a rapidly evolving field. Br J Cancer 2013; 109 (1): 1-7.
5. Zanghì A, Cavallaro A, Piccolo G, et al. Dissemination metastasis after laparoscopic colorectal surgery versus conventional open surgery for colorectal cancer: a metanalysis. Eur Rev Med Pharmacol Sci 2013; 17 (9): 1174-1184.
6. Ben-Ishay O, Brauner E, Peled Z, et al. Diagnosis of colon cancer differs in younger versus older patients despite similar complaints. Isr Med Assoc J 2013; 15 (6): 284-287.
7. Purim O, Gordon N, Brenner B. Cancer of the colon and rectum: potential effects of sex-age interactions on incidence and outcome. Med Sci Monit 2013; 19: 203-209.
8. Kin C, Kidess E, Poultsides GA, et al. Colorectal cancer diagnostics: biomarkers, cell-free DNA, circulating tumor cells and defining heterogeneous populations by single-cell analysis. Expert Rev Mol Diagn 2013; 13 (6): 581-599.
9. André T, Iveson T, for the IDEA Steering Committee. The IDEA (International Duration Evaluation of Adjuvant Chemotherapy) Collaboration: Prospective Combined Analysis of Phase III Trials Investigating Duration of Adjuvant Therapy with the FOLFOX (FOLFOX4 or Modified FOLFOX6) or XELOX (3 versus 6 months) Regimen for Patients with Stage III Colon Cancer: Trial Design and Current Status. Curr Colorectal Cancer Rep 2013; 9: 261-269.
10. Andersen V, Holst R, Vogel U. Systematic review: diet-gene interactions and the risk of colorectal cancer. Aliment Pharmacol Ther 2013; 37 (4): 383-391.
11. Bertani E, Chiappa A, Ubiali P, et al. Robotic colectomy: is it necessary? Minerva Chir 2013; 68 (5): 445-456.
12. Vignali A, De Nardi P, Ghirardelli L, et al. Short and long-term outcomes of laparoscopic colectomy in obese patients. World J Gastroenterol 2013; 19 (42): 7405-7411.
13. Meguerditchian AN, Bullard Dunn K. Biomarkers and targeted therapeutics in colorectal cancer. Surg Oncol Clin N Am 2013; 22 (4): 841-855.
14. Prenen H, Vecchione L, Van Cutsem E. Role of targeted agents in metastatic colorectal cancer. Target Oncol 2013; 8 (2): 83-96.
15. Nolfo F, Rametta S, Marventano S, et al. Pharmacological and dietary prevention for colorectal cancer. BMC Surg 2013 Oct 8;13 Suppl 2:S16. doi: 10.1186/1471-2482-13-S2-S16. Epub 2013 Oct 8.
16. Ma Y, Yang Y, Wang F, et al. Obesity and risk of colorectal cancer: a systematic review of prospective studies. PLoS One 2013; 8 (1): e53916. doi: 10.1371/journal.pone.0053916. Epub 2013 Jan 17.
17. Chalieopanyarwong V, Boonpipattanapong T, Prechawittayakul P, et al. Endoscopic obstruction is associated with higher risk of acute events requiring emergency operation in colorectal cancer patients. World J Emerg Surg 2013; 8 (1): 34. doi: 10.1186/1749-7922-8-34.
18. Boeing H, Bechthold A, Bub A, et al. Critical review: vegetables and fruit in the prevention of chronic diseases. Eur J Nutr 2012; 51 (6): 637-663.
19. Schoen RE, Pinsky PF, Weissfeld JL, et al. Colorectal-cancer incidence and mortality with screening flexible sigmoidoscopy. New Engl J Med 2012; 366: 2345-2357.
20. Dyson JK, Rutter MD. Colorectal cancer in inflammatory bowel disease: what is the real magnitude of the risk? World J Gastroenterol 2012; 18 (29): 3839-3848.
21. Paranjape C, Ojo OJ, Carne D, et al. Single-incision laparoscopic total colectomy. JSLS 2012; 16 (1): 27-32.
22. Patel SG, Ahnen DJ. Familial colon cancer syndromes: an update of a rapidly evolving field. Curr Gastroenterol Rep 2012; 14 (5): 428-438.
23. Boyle T, Keegel T, Bull F, et al. Physical activity and risks of proximal and distal colon cancers: a systematic review and meta-analysis. J Natl Cancer Inst 2012; 104 (20): 1548-1561.
24. Dodou D, de Winter JC. The relationship between distal and proximal colonic neoplasia: a meta-analysis. J Gen Intern Med 2012; 27 (3): 361-370.
25. Traa MJ, De Vries J, Roukema JA, et al. Sexual (dys)function and the quality of sexual life in patients with colorectal cancer: a systematic review. Annals of Oncology 2012; 23: 19–27.
26. Lincender-Cvijetić L, Banjin-Čardžić M, Vegar-Zubović S, et al. Radiological imaging of rectal cancer. Acta Med Acad 2012; 41 (2): 199-209.
27. Yusof AS, Isa ZM, Shah SA. Dietary patterns and risk of colorectal cancer: a systematic review of cohort studies (2000-2011). Asian Pac J Cancer Prev 2012; 13 (9): 4713-4717.
28. Yacoub G, Nagalla S, Aklilu M. Oncologic management of hereditary colorectal cancer. Clin Colon Rectal Surg 2012; 25 (2): 118-122.
29. Pereira F, Larriba MJ, Muñoz A. Vitamin D and colon cancer. Endocr Relat Cancer 2012; 19 (3): R 51-71.
30. Gillberg A, Ericsson E, Granstrom F, et al. A population-based audit of the clinical use of faecal occult blood testing in primary care for colorectal cancer. Colorectal Dis 2012; 14: e539-546.
31. Maruthur NM, Bolen S, Gudzune K, et al. Body mass index and colon cancer screening: a systematic review and meta-analysis. Cancer Epidemiol Biomarkers Prev 2012; 21 (5): 737-746.
32. Uccello M, Malaguarnera G, Basile F, et al. Potential role of probiotics on colorectal cancer prevention. BMC Surg 2012;12 Suppl 1:S35. doi: 10.1186/1471-2482-12-S1-S35. Epub 2012 Nov 15.
33. Elmunzer BJ, Hayward RA, Schoenfeld PS, et al. Effect of flexible sigmoidoscopy-based screening on incidence and mortality of colorectal cancer: a systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials. PLoS Med 2012; 9 (12): e1001352. doi: 10.1371/journal.pmed.1001352. Epub 2012 Dec 4.
34. Flitcroft KL, Irwig LM, Carter SM, et al. Colorectal cancer screening: why immunochemical fecal occult blood tests may be the best option. BMC Gastroenterol 2012; 12: 183. doi: 10.1186/1471-230X-12-183.
35. Inoue M, Tsugane S. Insulin resistance and cancer: epidemiological evidence. Endocr Relat Cancer 2012; 19 (5): F1-8. doi: 10.1530/ERC-12-0142. Print 2012 Oct.
36. Martel G, Crawford A, Barkun JS, et al. Expert opinion on laparoscopic surgery for colorectal cancer parallels evidence from a cumulative meta-analysis of randomized controlled trials. PLoS One 2012; 7 (4): e35292. doi: 10.1371/journal.pone.0035292. Epub 2012 Apr 20.
37. Manzano A, Pérez-Segura P. Colorectal cancer chemoprevention: is this the future of colorectal cancer prevention? Scientific World Journal 2012; 2012: 327341. doi: 10.1100/2012/327341. Epub 2012 Apr 29.
38. Ogino S, Galon J, Fuchs CS, et al. Cancer immunology--analysis of host and tumor factors for personalized medicine. Nat Rev Clin Oncol 2011; 8 (12): 711-719.
39. Yang J, Peng JY, Chen W. Synchronous colorectal cancers: a review of clinical features, diagnosis, treatment, and prognosis. Dig Surg 2011; 28 (5-6): 379-385.
40. Soreide K, Berg M, Skudal BS, et al. Advances in the understanding and treatment of colorectal cancer. Discov Med 2011; 12 (66): 393-404.
41. de Wijkerslooth TR, Bossuyt PM, Dekker E. Strategies in screening for colon carcinoma. Neth J Med 2011; 69 (3): 112-119.
42. Rizzo A, Pallone F, Monteleone G, et al. Intestinal inflammation and colorectal cancer: a double-edged sword? World J Gastroenterol 2011; 17 (26): 3092-3100.
43. Catenacci DV, Kozloff M, Kindler HL, et al. Personalized colon cancer care in 2010. Semin Oncol 2011; 38 (2): 284-308.
44. Lao VV, Grady WM. Epigenetics and colorectal cancer. Nat Rev Gastroenterol Hepatol 2011; 8 (12): 686-700.
45. Denlinger CS, Engstrom PF. Colorectal cancer survivorship: movement matters. Cancer Prev Res (Phila) 2011; 4 (4): 502-511.
46. Kelley RK, Van Bebber SL, Phillips KA, et al. Personalized medicine and oncology practice guidelines: a case study of contemporary biomarkers in colorectal cancer. J Natl Compr Canc Netw 2011; 9 (1): 13-25.
47. Dotan E, Cohen SJ. Challenges in the management of stage II colon cancer. Semin Oncol 2011; 38 (4): 511-520.
48. Segnan N, Armaroli P, Bonelli L, et al. Once-only sigmoidoscopy in colorectal cancer screening: follow-up findings of the Italian Randomized Controlled Trial–SCORE. J Natl Cancer I 2011; 103: 1310-1322.
49. Dowswell G, Ismail T, Greenfield S, et al. Men's experience of erectile dysfunction after treatment for colorectal cancer: qualitative interview study. BMJ 2011; 343:d5824.
50. von Ruesten A, Steffen A, Floegel A et al. Trend in obesity in European adult cohort populations during follow-up since 1996 and their predictions to 2015. PLoS One 2011; 6:e27455.
51. European Guidelines for Quality Assurance in Colorectal Cancer Screening and Diagnosis. Luxembourg: Publications Office of the European Union; 2011. Available at: http:// bookshop.europa.eu.
52. Astin M, Griffin T, Neal RD, et al. The diagnostic value of symptoms for colorectal cancer in primary care: A systematic review. Br J Gen Pract 2011; 61: e231-243.
53. Karsa LV, Lignini TA, Patnick J, et al. The dimensions of the CRC problem. Best Pract Res Clin Gastroenterol 2010; 24: 381-396.
54. Wasserberg N. Laparoscopic colectomy for colorectal cancer. Isr Med Assoc J 2010; 12 (9): 572-576.
55. Zhu MM, Xu XT, Nie F, et al. Comparison of immunochemical and guaiac-based fecal occult blood test in screening and surveillance for advanced colorectal neoplasms: A meta-analysis. J Dig Dis 2010; 11: 148-160.
56. Rozen P, Comaneshter D, Levi Z, et al. Cumulative evaluation of a quantitative immuno- chemical fecal occult blood test to determine its optimal clinical use. Cancer 2010; 116: 2115-2125.
57. Hall JN, Moore S, Harper SB, et al. Global variability in fruit and vegetable consumption. Am J Prev Med 2009; 36: 402-409.
58. Huxley RR, Ansary-Moghaddam A, Clifton P, et al. The impact of dietary and lifestyle risk factors on risk of colorectal cancer: a quantitative overview of the epidemiological evidence. Int J Cancer 2009; 125: 171-180.
59. Hamilton W, Lancashire R, Sharp D, et al. The risk of colorectal cancer with symptoms at different ages and between the sexes: a case-control study. BMC Med 2009; 7: 17. doi: 10.1186/1741-7015-7-17.
60. Hewett PJ, Allardyce RA, Bagshaw PF, et al. Short-term outcomes of the Australasian randomized clinical study comparing laparoscopic and conventional open surgical treatments for colon cancer: the ALCCaS trial. Ann Surg 2008; 248 (5): 728-738.
61. Vogel U, Christensen J, Dybdahl M, et al. Prospective study of interaction between alcohol, NSAID use and polymorphisms in genes involved in the inflammatory response in relation to risk of colorectal cancer. Mutat Res 2007; 624: 88-100.
62. Thompson MR, Perera R, Senapati A, et al. Predictive value of common symptom combinations in diagnosing colorectal cancer. Br J Surg 2007; 94: 1260-1265.
63. Kesse E, Clavel-Chapelon F, Boutron-Ruault MC. Dietary patterns and risk of colorectal tumors: a cohort of french women of the national education system (E3N). Am J Epidemiol 2006; 164, 1085-1093.
64. Guillou PJ, Quirke P, Thorpe H, et al. Short-term endpoints of conventional versus laparoscopic-assisted surgery in patients with colorectal cancer (MRC CLASICC trial): multicentre, randomised controlled trial. Lancet 2005; 365: 1718-1726.
65. Kuhry E, Bonjer HJ, et al, COLOR Study Group. Impact of hospital case volume on short-term outcome after laparoscopic operation for colonic cancer. Surg Endosc 2005; 19 (5): 687-692.
66. Clinical Outcomes of Surgical Therapy (COST) Study Group. A comparison of laparoscopically assisted and open colectomy for colon cancer. N Engl J Med 2004; 350: 2050-2059.
67. Johnson IT. New approaches to the role of diet in the prevention of cancers of the alimentary tract. Mutat Res 2004; 551: 9-28.
68. Bingham SA, Day NE, Luben R, et al. Dietary fibre in food and protection against colorectal cancer in the European Prospective Investigation into Cancer and Nutrition (EPIC): an observational study. Lancet 2003; 361: 1496-1501.
69. Terry P, Hu FB, Hansen H, et al. Prospective study of major dietary patterns and colorectal cancer risk in women. Am J Epidemiol 2001; 154, 1143-1149.
70. Bernstein CN, Blanchard JF, Kliewer E, et al. Cancer risk in patients with inflammatory bowel disease: a population-based study. Cancer 2001; 91: 854-862.
71. Eaden JA, Abrams KR, Mayberry JF. The risk of colorectal cancer in ulcerative colitis: a meta-analysis. Gut 2001; 48: 526-535.
72. Mandel JS, Bond JH, Church TR, et al. Reducing mortality from colorectal cancer by screening for fecal occult blood. N Engl J Med 1993; 328: 1365-1371.
73. Jacobs M, Verdeja JC, Goldstein HS. Minimally invasive colon resection (laparoscopic colectomy). Surg Laparosc Endosc 1991; 1: 144-150.
74. www.tavilogluproktoloji.com
75. www.tkrcd.org.tr
76. www.kanserbilgileri.net
77. www.kansercerrahisi.com
78. www.barsakcerrahisi.com
79. www.genelcerrah.com
80. www.fascrs.org
81. www.cdc.gov
82. www.cancer.gov
83. www.cancer.org
84. www.oncologychannel.com
85. www.coloncancer.about.com
86. www.medicinenet.com
87. www.mayoclinic.com
88. www.emedicine.medscape.com
89. www.gutsense.org
90. www.webmd.com
91. www.cancerstaging.org
92. www.uicc.org

Foruma gitmek için tıklayınız. Geri

Uzmanlık Alanları:
Genel Cerrahi
Kolorektal Cerrahi
Laparoskopik Cerrahi
Kanser Cerrahisi
Robotik Cerrahi
Endoskopi
Meme Hastalıkları