Randevu: (0212) 219 84 84 / (0530) 326 06 96
       

Rektum Kanseri   

Video'yu izlemek için tıklayınız. Foruma gitmek için tıklayınız.
İlgili Videolar
Rektum kanseri nedir?
Kalın bağırsağın makat kanalına (anal kanal) açılan bölümüne rektum adı verilir ve bu bölümden kaynaklanan kanserler de, rektum kanseri adını alır. Rektum organı, kalın bağırsağın son bölümü olup, sakrum adı verilen kuyruk sokumu kemiğinin önünde yer alır.

Rektum’un bölümleri nelerdir?
  • Üst rektum: makat girişinden itibaren 10 cm’den ilerisi
  • Orta rektum: makat girişinden itibaren 6-10. cm’ler arası
  • Alt rektum: makat girişinden itibaren 4-5. cm’ler arası. Alt rektum kanserleri, halk arasında sıklıkla makat kanseri olarak adlandırılmasına rağmen, makat kanserlerinden özellikleri ve tedavileri farklıdır.
Alt rektum kanserleri, halk arasında sıklıkla makat kanseri olarak adlandırılmasına rağmen, makat kanserlerinden özellikleri ve tedavileri farklıdır.

Rektum kanserleri ne sıklıkta görülür?
  • Dünya genelinde yılda 1.2 milyon ve Avrupa’da yılda 140.00 adet yeni rektum kanseri olgusu belirlenmektedir.
  • Yaşam boyu rektum kanseri gelişme riski % 5-6 olarak belirlenmiştir.
  • Kalın bağırsak kanserleri ve rektum kanserleri (kolorektal kanserler), tüm kanserlerin % 10’unu oluşturular.
  • Rektum kanseri, kalın bağırsak kanserlerinin % 20’sinin oluşturur ve % 10’unun ise rekto-sigmoid bölgede yerleştiği bilinmektedir. Böylelikle, rektum kanserleri, kalın bağırsak kanserlerinin 1/3’ünü oluşturur.
  • Rektum kanseri, erkeklerde kadınlara oranla 1.4 kat daha sıktır ve sağ kolon kanseri ise kadınlarda daha sık görülür.
  • Rektum kanserinin sıklığı 35 yaşından sonra artmaya başlar, 50 yaş sonrasında belirgin olarak artar ve 70 yaştan sonra ise en sık görülür. Ancak, hastaların % 90’lık grubu 50 yaşın üzerindedir.
  • Rektum kanseri olgularının sadece % 0.1’lik bölümü, 20 yaşın altında ve % 1’i ise 20-34 yaş aralığındadır.
Rektum kanserinin hangi tipleri vardır?
Rektum kanseri patolojik sınıflamaya göre: % 98’i adenokarsinom, % 1.3’ü lenfoma, % 0.3’ü sarkom ve % 0.4’ü karsinoid tümör şeklinde görülür. Makata yakın olan rektum tümörleri ise skuamöz hücreli karsinom türünde olur. Kalın bağırsak hücreleri her 6 günde bir yenilenir. Kalın bağırsakta yerleşen adenom adlı iyi huylu urların % 10’u adenokarsinom şekline dönüşür. Adenomatöz polipozis coli (APC) geni ile veya kalıtımsal nonpolipozis kolorektal kanser ile rektum kanseri oluşabilir. K-ras onkogeni ve p53 mutasyonu sonucunda ise rektum kanseri gelişebilir.

Rektum kanseri için risk faktörleri nelerdir?
- Rektum kanseri hastalarının % 75’inde herhangi bir risk faktörü yoktur.
- Diyet: kırmızı et ve yağdan zengin diyetle beslenme rektum kanseri için risk faktörü oluştururur. Buna karşın, liften zengin ve hayvani yağdan fakir diyet ise, dışkıyı yumuşatır ve kanser için risk faktörlerini azaltır ve böylelikle rektum kanseri açısından koruyucudur.
- Ailede kalın bağırsak kanseri: rektum kanseri hastalarının sadece % 5-10’unda ailede kalın bağırsak kanseri öyküsü vardır. Birinci derecede aile bireylerinden birisinde rektum kanseri varsa risk 2.4 kat, birden çok aile bireyinde rektum kanseri varsa, risk 4.3 kat artar. Birinci derecede aile bireyinde rektum kanseri 45 yaşın altında görülürse, rektum kanseri riski 12 kat artar. Ailesinde kalın bağırsak kanseri olan kişilerde kolonoskopi ile taramaya 50 yaş yerine, 40 yaşta başlamak gerekir.
- Kalın bağırsak polipleri: rektum kanserlerinin % 15-20’sinde kalın bağırsak polipleri vardır. Kalın bağırsağın herhangi bir bölümünde kanser olan kişilerin aynı anda kalınbağırsağın diğer bir bölümünde de polip gibi bir sorun görülme olasılığı % 30’dur ve bu durum ‘’senkron tümör’’ ad verilir. Takip kolonoskopilerinde bu hastaların yaklaşık % 40-50’sinde yeni kalın bağırsak polipleri geliştiği gözlenir. Kalın bağırsağından polip alınan kişilerde kalın bağırsak veya rektum kanseri yönünden riski, sağlıklı nüfusa oranla 3-8 kat daha fazladır. Kalın bağırsağında polip belirlenen kişilerde 1-3 yıl içinde kontrol kolonoskopisi gerekir ve kontrol kolonoskopisinin normal bulunması durumunda ise, 5 yıl sonra kolonoskopi tekrarlanır.
- Kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser: rektum kanserlerinin % 4-7’sinde görülür. Kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanserde (HNPCC) ise 2, 3 ve 7. kromozomlarda bozukluk vardır. Bu hastalarda normal nüfustaki kadar polip vardır, ancak kanserleşme eğilimi daha fazladır. Bu hastalarda rahim, mide, tiroid, ince bağırsak, böbrek ve beyin kanserleri daha sık olur. Nonpolipozis kolorektal kanserli (HNPCC) hasta grubunda 20-40 yaş arasında her 1-2 yılda bir ve 40 yaştan sonra yılda bir kolonoskopi yapmak gerekir. Bu tür kanserlerin ağırlıklı olarak kalın bağırsağın sağ bölümünde olması nedeniyle rektoskopi, sigmoidoskopi incelemeleri yeterli olmaz ve kolonoskopi yapılması gereklidir.
- Ailevi (familyal) adenomatöz polipozis (FAP): Familyal adenomatöz polipozis (FAP) kalıtsal yolla iletilen bir hastalık olup, kalın bağırsak (kolorektal) kanserlerininin % 1’ini oluşturur. "‘F" harfi familyal yani ailevi kelimesinin kısaltması, "A" harfi belirlenen poliplerinin türünü ifade eden adenomatöz kelimesinin kısaltması ve "P" harfi çok sayıda polip’i ifade eden polipozis kelimesinin kısaltmasıdır. APC geni adı verilen FAP geni, 5. kromozomun uzun bacağında yer alır. Ailesinde FAP hikayesi olan kişilerde genetik tarama testleri yapılabilir, bu testlerin tanı değeri % 80 kadardır.
- İltihabi bağırsak hastalığı: rektum kanseri hastalarının sadece % 1’inde iltihabi bağırsak hastalığı görülür. Yaygın iltihabi bağırsak hastalığının 8 yılı ve bölgesel iltihabi bağırsak hastalığının 15 yılı dolduran hasta grubunda her 1-2 yılda bir kolonoskopi ile kontrol gerekir. Burada kalın bağırsağın ve rektum’un değişik yerlerinden çeşitli biyopsiler alınması gerekir. Displazi adı verilen hücrelerde kanser öncesi değişim belirlenirse kalın bağırsağın laparoskopik cerrahi veya robotik cerrahi ile alınması önerilir.
- Alkol: Günde 30 gramdan fazla alkol alımı
- Sigara
- Yaş: 50-75 yaş arası kişiler
- Safra kesesinin alınması: safra kesesi alınması (kolesistektomi) ameliyatından sonra bağırsağa kanser açısından risk oluşturan safra asitlerinin geçişini artar.
- Kalın bağırsak kanseri: Hastaların % 2-5’inde farklı bir bölgede kalın bağırsak kanseri gelişebilir. Kalın bağırsak kanserli hasta grubunda bir yıl sonra kolonoskopi ile kontrol gerekir. Kontrol kolonoskopisinin normal bulunması halinde tekrar 3 yıl sonra, buda normal bulunursa, her 5 yılda bir kolonoskopi tetkiki ile takibe devam edilir.
- Makat siğili: Makat siğili (anal kondilom) kısaca HPV olarak adlandırılan human papiloma virüsü ile bulaşır ve tedavi edilmezse daha büyür. Bilinen 130’un üzerinde HPV tipi mevcuttur. Sıklıkla HPV veya ‘’human papilloma virüs’’ HPV-6, HPV-11, HPV-16 veya HPV-18 olarak adlandırılan virüslerle bulaşır. Bu virüslerden HPV-16 ve HPV-18’in kanserleşme riski içerdiği (onkojen virüs) ve makat kanserine neden olduğu bilinmektedir. Makat siğili, cinsel temasla bulaşır ve bu nedenle cinsel temasla bulaşan makat hastalıkları içinde sınıflandırılır. Sıklıkla eşcinsel (homoseksüel) erkeklerde görülmekle birlikte, kadınlarda ters (makat yolu ile) ilişki sonrasında görülebileceği gibi, normal cinsel temasla da makat bölgesine bulaşabilir. Ancak, makat yolu ile cinsel temasta rastlanma olasılığının yıllar içinde giderek arttığı bilinmektedir. Olguların yaklaşık % 46’sının eşcinsel erkekler olduğu gözlenmektedir. Watson ve ark. ile Gillison ve ark. çalışmasında, erkeklerde ve kadınlarda belirlenen 4,595 makat kanseri ve rektum kanseri, olgusunun % 93’ünün, HPV kaynaklı olduğu belirlenmiştir.

Rektum kanserlerinin belirtileri nelerdir?
- Rektum kanserinin büyük bir bölümünde hiçbir belirti görülmez.
- Kabızlık: rektum kanserinde tümörün 5 cm’den büyük olması, ileri evrede olması, lenf bezlerinde kanser tutulumu olması ve uzak organlara sıçramış olması (metastaz) durumunda belirgin kabızlık yakınmasına neden olmaktadırlar. Lee ve ark. 2013 yılında yayınladıkları çalışmalarında, tedavi öncesinde şiddetli kabızlık sorunu olan hastalarda, % 25’e dek tümör nüksü görüldüğünü belirtmişlerdir.
- Makattan kan gelmesi: Rektum kanseri hastalarının % 60’ında bulunur. Bunun dışında hastaların % 25’inde dışkıda gizli kan belirlenir. Dışkı ile birlikte mukus (sümüksü akıntı) olabilir.
- Dışkılama alışkanlıklarda değişiklik: Hastaların % 40’ında dışkılama alışkanlıklarda değişiklik mevcuttur. Her gün düzenli dışkılayan bir hastada kabızlık görülebilir veya hastalarda bazen kabızlık ve bazen ishal ve keçi pisliği şeklinde dışkılama olabilir. Villöz tip rektum tümörlerinde şiddetli ishal ve potasyum düşüklüğü gözlenir.
- Dışkılama güçlüğü
- Dışkı çapında incelme
- Dışkınının üzerinde kan görülmesi
- Dışkının tam boşalmaması
- Karın ağrısı: Rektum kanseri hastalarının % 20’sinde karın ağrısı görülür. Kısmi kalın bağırsak tıkanıklığı durumunda aralıklarla kıvrandırıcı tipte veya açıklanamayan karın ağrısı izlenir.
- Kalın bağırsak tıkanıklığı: olguların % 10’unda görülür.
- İdrar ile ilgili sorunlar: Rektum kanseri hastalarında, sık idrar gitme, idrar yaparken sızlama vb. idrar sorunlarının gözlenmesi sıklıkla tümörün mesane veya prostat organlarına yayılması sonucunda görülür.
- Demir eksikliği ve kansızlık
- İştahsızlık: olguların % 10’unda görülür.
- Kalça kemiğinde ağrı: olguların % 5’inde ve sinirlerin tümör tarafından tutulduğu durumlarda görülür.

Rektum kanseri araştırmasında cerrah nasıl muayene yapar?
Rektum kanseri araştırılırken, makattan anoskopi ile veya parmakla muayene yapılır, bu muayenede ancak 8 cm kadar mesafeye kadar olan bölge incelenebilir. Detaylı bir karın muayenesinde ise, lenf bezlerinde veya karaciğerde büyüme yada kitle varlığı araştırılır.

Rektum kanseri tanısı nasıl konulur?
- Kan sayımı
- Tümör markerları: CEA, CA 19-9
- Yeni testler: KRAS gen mutasyonu, EGFR (epidermal growth faktör reseptörü) tetkiki
- Dışkıda gizli kan araştırması
- Dışkıda DNA araştırması
- Anoskopi, rektoskopi, sigmoidoskopi veya kolonoskopi ile tümörden biyopsi alınması ve patolojik tetkik
- İlaçlı kalın bağırsak röntgeni (lavman opaklı kolon grafisi): geçmiş yıllarda çok yaygın olarak kullanılmasına rağmen günümüzde ender olarak tercih edilir.
- Sanal kolonoskopi: tarama testi olarak tercih edilebilir.
- Bilgisayarlı tomografi: göğüs ve karın için yapılarak metastaz araştırılır.
- Manyetik rezonans görüntüleme: MR, MRG ve MRI adları ile de anılır. Kanserin, rektum komşuluğunda yer alan; prostat, mesane, lenf bezleri, kalça, kuyruk sokumu kemiği, leğen (çatı) kemiği ve pelvik taban kasları ile ilişkisi araştırılır. Lenf bezlerindeki tümör yayılımını göstermede doğruluk oranı % 75-90 civarındadır.
- Endorektal ultrasonografi (endosonografi, ERUS): endoskopi ile endoskopist tarafından, veya ultrason probu ile bir radyolog tarafından yapılır. Lenf bezlerindeki tümör yayılımını göstermede doğruluk oranı % 55-75 civarındadır.
- Karaciğer fonksiyon testleri: ALT ve AST ile karaciğere sıçrama (metastaz) araştırılır
- PET scan (metastaz araştırması için)

Rektum kanseri evrelemesi nasıl yapılır?
Rektum kanseri evrelemesinde daha sık olarak İngiltere’nin St. Mark’s Hastanesi’nde patolog olan Dukes’ın 1932’de tanımladığı sınıflama kullanılır.

Dukes sınıflaması
- Dukes A: sadece rektum içinde yer alan kanser
- Dukes B: rektum duvarı dışına taşan kanser
- Dukes C: rektum kanserinin bölgesel lenf bezlerine yayılması
- Dukes D: uzak organlara (karaciğer vb.) sıçrama (metastaz) yapan tümör

Ayrıca, 1954 yılında Amerikan Kanser Komitesi (American Joint Committee on Cancer - AJCC) ve Uluslararası Kanser Birliği’nin (Union for International Cancer Control - UICC) ortak belirlediği TNM sınıflamasında ise tümör büyüklüğü T0 ile T4 arasında tanımlanır, lenf düğümü tutulumu N0-N3 ve metastaz durumu M0-M1 arasında tanımlanır. Evre 1 ile 4 arasında evrelendirme yapılır, birinci evre başlangıç aşamasında ve dördüncü evre yayılmış tümör anlamına gelir. Tx: kanser belirsiz

Tis: kanser başlangıç (insitu) aşamasında
T1: kanser rektum iç yüzeyinde (mukoza’da)
T2: kanser kas tabakasına (orta tabaka, muscularis propria) dek ilerlemiş
T3: kanser kas tabakasını (orta tabaka, muscularis propria) taşmış
T4a: kanser bağırsağın dış tabakasını (seroza) taşmış
T4b: kanser bağırsağın komşuluğundaki organlara taşmış

Nx: Lenf düğümü tutulumu belirsiz
N0: Lenf düğümü tutulumu yok
N1: 1-3 adet komşu lenf düğümünde kanser hücresi var
    N1a: bir adet komşu lenf düğümünde kanser hücresi var
    N1b: 2-3 adet komşu lenf düğümünde kanser hücresi var
    N1c: lenf düğümlerinin yakınındaki yağlı dokuda kanser hücresi var
N2: 4’ten fazla komşu lenf düğümünde kanser hücresi var
    N2a: 4-6 adet komşu lenf düğümünde kanser hücresi var
    N2b: 7 veya daha fazla komşu lenf düğümünde kanser hücresi var
M0: kanser uzak organlara sıçramamış (metastaz yok)
M1a: kanser bir adet uzak organa veya bir bölgedeki lenf düğümlerine sıçramış
M1b: kanser birden fazla uzak organa veya birden fazla bölgedeki lenf düğümlerine sıçramış

Evre I: T1-2, N0, MO
Evre IIa: T3, N0, MO
Evre IIb: T4a, N0, MO
Evre IIc: T4b, N0, MO
Evre IIIa: T1-2, N1, MO – T1, N2a, MO
Evre IIIb: T3-4a, N1, MO – T2-3, N2a, MO - T1-2, N2b, M0
Evre IIIc: T4a, N2a, MO – T3-4a, N2b, MO – T4b, N1-2, M0
Evre IVa: bir T, bir N, M1a
Evre IVb: bir T, bir N, M1b

Rektum kanseri nasıl yayılır?
Rektum kanseri toplar damarlar (portal ven) aracılığı ile karaciğere veya lenf damarları yolu ile rektum etrafındaki lenf bezlerine veya leğen kemiğine yayılabilir.

Rektum kanseri tedavisi nasıl yapılır?
Rektum kanseri tedavisinde asıl tedavi ameliyat (cerrahi) ve ek tedaviler olarakta, ışın tedavisi (radyoterapi) veya ilaçla kanser tedavisi (kemoterapi) yer alır. Radyoterapi ve kemoterapi ameliyattan önce (neoadjuvan tedavi) veya ameliyattan sonra (adjuvan tedavi) uygulanabilir.

Rektum kanseri tedavisi endoskopik stentleme nedir?
Rektum kanseri tarafından bağırsağın tıkanması durumunda, 1990 yılından beri kalp damarlarındaki tıkanıklıkları açmaya yarayan stentlere (şemsiye) benzeyen endoskopik stentleme işlemi uygulanmaktadır. Böylelikle, tıkanmış olan rektum tekrar dışkı geçişine açılır ve geriye laparoskopik veya robotik ameliyat ile tümörün alınması kalır. Aradaki süreçte kemoterapi ve radyoterapi gibi ek tedaviler uygulanabilir. Aynı şekilde, yaşlı veya ameliyatı kaldıramayacak kadar düşkün olan rektum kanserli hastalarda endoskopik stentleme sonrası ek bir girişim yapılmaması tercih edilebilir. Endoskopik stentleme işlemi sonrasında % 90 oranında başarı elde edilir. Buna karşın, endoskopik stentlemeye bağlı; delinme (% 4), stent kayması veya migrasyon (% 12) ve tekrar tıkanma (% 7) gibi komplikasyonlara rastlanır.

Rektum kanseri tedavisinde, ameliyat öncesinde uygulanan (neoadjuvan) radyoterapi ve kemoterapinin avantajları nelerdir?
- Ameliyat öncesi yapılan ışın tedavisinin (neoadjuvan radyoterapi), tümör evresini geriletme, cerrahi başarı şansını arttırma, dışkı tutma kasını (sfinkter) koruma şansını arttırma ve lokal nüks oranını azaltma gibi avantajları vardır. Özellikle T3 ve T4 tümörlerde neoadjuvan radyoterapi ve kemoterapi tercih edilir.
- İkinci veya üçüncü evredeki bir rektum kanseri olgusunda ameliyat öncesi yapılan ışın tedavisi (neoadjuvan radyoterapi) lokal nüksü azaltmakla birlikte, uzak metastaz oranını düşürmez, sağ kalım oranını arttırmaz, cinsel komplikasyonları azaltmaz, kolostomi gereksinimini azaltmaz ve ameliyat sonrası enfeksiyon oranını arttırabilir.
- Büyük çaplı ve lenfleri yaygın olarak tutan tümörlerde ameliyat öncesi yapılan ışın tedavisi (neoadjuvan radyoterapi) ve kemoterapinin avantajı vardır.
- Ameliyat öncesi yapılan ışın tedavisi (neoadjuvan radyoterapi) daha iyi oksijenlenen, radyoterapinin dokuda daha fazla etki etme ve ince bağırsakta daha az ve delinme yapma gibi avantajları vardır. Ameliyat sonrasında yapılan ışın tedavisinde (adjuvan radyoterapi) dokuların daha az oksijenlendiği bilindiğinden radyoterapinin dokulara daha az etki ettiği bilinmektedir. Ameliyat öncesinde yapılan ışın tedavisinin (neoadjuvan radyoterapi) dezavantajı cerrahi tedavide gecikmeye yol açmasıdır, ancak kar ve zarar dengesi içinde değerlendirildiğinde lenf bezlerine sıçramış olan alt seviyeli rektum kanserlerinde neoadjuvan radyoterapinin yeri günümüzde bilimsel olarak kanıtlanmış ve rutin olarak uygulanmaktadır. Genellikle, ışın tedavisinin (radyoterapi) bitiminden itibaren 2-3 hafta içinde hastanın ameliyata alınması hedeflenir.
- Richetti ve ark. 2010 yılında yayınladıkları çalışmada lenf bezi metastazı olan rektum kanserli hastalarda, ameliyat öncesinde yapılan ışın tedavisi (neoadjuvan radyoterapi) ile olguların % 41’inde tümör evresinin gerilediğini belirlemişlerdir. Hastalara kemoterapi ile birlikte ışın tedavisi uygulamışlardır. Işın tedavisi 22 seansta 44 gy dozunda veya 25 seansta 45 gy dozunda uygulanmıştır. Hastalarda ışın tedavisine bağlı olarak; deride kızarıklıklar, ishal, idrar kaçırma ve idrarda yanma gibi yan etkiler gözlemişlerdir.
- Rektum kanseri tedavisinde ameliyat öncesinde uygulanan radyoterapi ve kemoterapiyi kısa süreli (2 hafta) veya uzun süreli (6-8 hafta) uygulayan ekipler vardır. Francois ve ark, bu iki tekniği karşılaştırdıklarında, tümör çapının ufalması, tümör evresinin gerilemesi ve makat kaslarının korunabilmesi açısından, uzun süreli tedavinin daha avantajlı olduğunu belirlemişlerdir. Ancak, öte yandan birçok cerrah ameliyatı 6-8 hafta ertelemenin huzursuzluğunu yaşamaktadır.

Rektum kanseri tedavisinde başlıca hangi ameliyat teknikleri uygulanır?
1. Aşağı (low) anterior rezeksiyon: low anterior rezeksiyon veya ultra-low anterior rezeksiyon alt grupları da vardır.
2. Kolo-anal anastomoz tekniği
3. Abdomino-perineal rezeksiyon veya Miles ameliyatı
4. Lokal veya transanal eksizyon
5. Transanal endoskopik mikrocerrahi (TEM)

Aşağı (low) anterior rezeksiyon nedir?
- Aşağı (low) anterior rezeksiyon, rektum’un 1/3 üst ve orta bölümündeki tümörlerde tercih edilir. Laparoskopik cerrahi, robotik cerrahi veya açık cerrahi yöntemleri ile karın yolundan yapılır. Uygulanan teknik cerrahın deneyimi ile paraleldir, ancak laparoskopik cerrahi ve robotik cerrahi teknikleri daha az ağrı, daha çabuk işe geri dönme, daha az ameliyat (kesi) yeri fıtığı oluşumu ve daha az cinsel kusur komplikasyonu gelişmesi gibi avantajlar taşırlar. Ortalama olarak beş delikten (trokar veya port) laparoskopi girişimi gerçekleştirilir. Tayland’dan Sirikurnpiboon ve ark. gibi bazı ekipler ise tek delikten laparoskopi ile (SİLS tekniği) bu ameliyatı gerçekleştirmektedir, ancak bu olgularda ameliyat süresi uzamakta ve ameliyat 3.5-5 saat civarında gerçekleşmektedir.

Rektum kanseri tedavisinde laparoskopik cerrahi ameliyatları; 2005 yılında İngiltere’de başlatılan ve 2008 yılında 526 hastaya ulaşan MRC CLASICC çalışması, 2008 yılında Avustralya’da 294 hastada gerçekleştirilen ALCCaS çalışması sonrasında giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. Buna karşın, Mroczkowski ve ark. tarafından 2000-2009 yılları arasında Almanya’daki 345 hastanede gerçekleştirilen araştırmada, 17,964 rektum kanseri ameliyatının sadece 1,656’sının (9.2%) laparoskopik yöntemle tamamlandığı belirlenmiştir.

- Aşağı (low) anterior rezeksiyon tekniğinde mezorektum adı verilen rektum organının toplar damar, atar damar ve lenf damarlarının yer aldığı yağlı plan tam ve geniş olarak çıkartılır, ve bu duruma total mezorektal eksizyon (TME) adı verilir, çünkü lokal nüks sorunun sıklıkla bu bölge ile ilgili olduğu bilinmektedir. İlk olarak 1986 yılında Heald ve Ryall tarafından tanımlanan total mezorektal eksizyon (TME) tekniğinin uygulandığı olgularda tümör nüksünün % 3-4 civarında olduğu bildirilmektedir.

- Aşağı (low) anterior rezeksiyon tekniğinde, kanserli doku çıkartılığında karına doğru olan üst bölümde 5 cm civarında ve makata yakın olan alt bölümde 1-2 cm tümörden arınmış sağlam doku bırakılması hedeflenir. Kalın bağırsağın birleştirilmesinde (anastomoz) veya aşağıya bağlanmasında sıklıkla makat yolu ile yerleştirilen sirküler stapler adı verilen yuvarlak başlı dikiş makinesi şeklinde tek kullanımlık el aletleri kullanılır. Bazı olgularda ise kapatıcı stapler ve sirküler stapler olmak üzere çift stapler tekniği tercih edilir. Patoloji tetkikinde çıkartılan rektum dokusuna ek olarak, stapler aleti ile birlikte çıkan iki adet yuvarlak (simit şeklinde) bağırsak halkası da incelenir.

Aşağı (low) anterior rezeksiyon ameliyatında bağırsak kesesi gerekir mi?
Bu teknikten sonra dışkı tutma sorunu yaşanmaz ve rutin olarak bağırsağın karın derisine kalıcı ağızlaştırma işlemi stoma (bağırsak kesesi, pislik torbası, kolostomi veya ileostomi) yapılmaz, bu nedenle hastaların özellikle arzu ettikleri bir işlemdir, uygun olgularda da ideal sonuçlar sağlar. Alt seviyeli rektum kanserlerinde, makata çok yakın olmaları nedeni ile bağırsaktan sızıntı (anastomoz kaçağı ) gelişme riski artar, bu nedenle bu tümörlerde geçici olarak stoma uygulanır ve yaklaşık üç ay içinde bağırsak tekrar karın içine alınır veya stoma kapatılır. Chow ve ark. 48 ayrı çalışmayı ve 6.107 olguyu inceledikleri çalışmalarında, stoma kapatılması sırasında % 17 komplikasyon ve % 0.4 ölüm (mortalite) riski olduğunu belirlemişlerdir. En sık rastlanılan komplikasyon ise % 5 ile bağırsak düğümlenmesidir. Stoma oluşturulması sırasında komplikasyon oranı % 4-45 ve tekrar ameliyat gereksinimi oranı ise % 1-6 olarak bildirilmiştir.

Kolo-anal anastomoz nedir?
Alt rektum bölgesinin kanserlerinde veya makata çok yakın olan rektum kanserlerinde cerrahi teknik çok önem kazanır. Burada hastalar açısından önemli olan dışkı tutma (kontinens veya sfinkter fonksiyonları) yeteneğinin korunup korunamayacağıdır. Burada kanserli rektum bölümünü çıkartırken levator ani adı verilen leğen kemiği (pelvik) taban kaslarının altına dek inilir. Alt rektum kanseri, sfinkter adı verilen dışkı tutmaya yarayan kaslar seviyesine kadar gelmemişse veya sfinkteri içine almamışsa, kanserli rektum bölümü çıkartıldıktan sonra makata yakın olan alt rektum bölümü kapatıcı stapler adı verilen tek kullanımlık el aleti ile kapatılır ve makattan yukarıya doğru yerleştirilen sirküler stapler ile (çift stapler tekniği) hastaya kolo-anal anastomoz uygulanır. Bu bağırsak birleştirmesini (anastomoz) stapler cihazı yerine elle dikerek yapan cerrahlar da vardır. Anastomozun çok alt düzeyde olması durumunda kalın bağırsaktan (kolonik) J poş adı verilen rezervuarda oluşturmak gerekebilir. J poşun yüksekliği 5 cm olup, makat giriminden 8 cm yukarıda gerçekleşir. Anastomoza J poşun eklenmesi, ameliyat sonrası hayli artacak olan dışkılama sıklığının azaltılmasına ciddi yarar sağlar ve hastaların % 95’inde teknik olarak J poşun eklenmesi olanaklıdır.

Rektum kanseri ameliyatında sfinkter korumayı güçleştiren faktörler nelerdir?
- Aşırı şişmanlık (morbid obezite)
- Erkek hasta
- Ameliyat öncesi dışkı tutamama (inkontinens)
- Makat kaslarının (anal sfinkter) tümör tarafından tutulması
- Tümörün makata 5 cm mesafede yerleşimidir.

Abdomino-perineal rezeksiyon veya Miles ameliyatı nedir?
Alt 1/3 rektum kanserlerinde, tümör sfinkter adı verilen dışkı tutmaya yarayan kaslar seviyesine kadar gelmişse veya sfinkterleri içine almışsa, o halde hastaya sfinkter koruyucu bir ameliyat uygulanamaz ve sfinkter yani dışkı tutma (kontinens) mekanizmasını ortadan kaldıran, abdomino-perineal rezeksiyon veya Miles ameliyatı gerekir. Bu ameliyatın tercih edilmesinin bir diğer nedeni ise kanserli dokunun çıkartılmasını takiben geriye 1-2 cm’lik sağlam rektum dokusu kalmaması nedeniyledir. Bu ameliyat tekniğinde ameliyatın belirli bir aşamasından sonra cerrahi ekibin bir bölümü karın içinden çalışarak rektumu prostat, mesane, rahim (uterus), tüpler (adneks), hazne (vajina), kuyruk sokumu (koksiks kemiği) gibi çevre dokulardan ayırırken, cerrahi ekibin diğer bir bölümü ise makattan rektumun son bölümünü çıkartır ve makatı kapatır. Rektum kanserinin komşuluk yolu ile en sık olarak atlama yaptığı organ mesanedir. Burada cerrahi teknikte önemli olan hem çevre dokulara zarar vermemek ve hemde tümörün nüks etmesini önlemek için etraf lenf bezlerini en yüksek düzeyde çıkartmaktır, ancak, bu ameliyat tekniği sonrasında cinsel fonksiyonlar ve idrar işlevi olumsuz yönde etkilenebilir. Miles ameliyatı sonrasında çevresel sınırlarda % 40 oranında kanser tutulumu veya sınır pozitifliği belirlenmekte ve bu durumda tümörün lokal nüksüne zemin hazırlamaktadır.

Rektum kanseri tedavisinde lokal veya transanal eksizyon nedir?
Rektum kanserinde lokal veya transanal eksizyon erken evredeki sınırlı hasta grubunda, makat giriminden itibaren 8 cm içindeki tümörlerde, çapı çoğunlukla 3 cm’in altında ve rektum’un çevresinin 1/3’ünden azını tutan kitlelerde, rahat hareket edebilen ve polip karakterindeki tümörlerde ve etrafta büyümüş lenf bezleri olmaması durumunda tercih edilir. Rektum kanserinde lokal veya transanal eksizyon tekniğinde, alt rektum bölgesindeki tümör dairesel olarak çıkartıldıktan sonra geriye bir cm sağlıklı doku bırakılır ve kalan dokular tekrar karşılıklı dikilerek bütünlük sağlanır. Rektum kanserinde lokal veya transanal eksizyon tekniği hızla iyileşme olanağı sağlar, dışkı tutma (kontinens veya sfinkter fonksiyonu) yönünden avantaj sağlar ve ameliyat sonrası komplikasyon oranı daha düşüktür. İkinci evrede olan tümörlerde bu teknikle 5 yıl sağ kalım % 65-100 arasındadır. Bu teknikte, çevresel sınırlarda % 16 oranında kanser tutulumu veya sınır pozitifliği belirlenmekte ve bunun sonucunda bölgesel veya lokal nüks, daha sıklıkla lenf bezlerinin tutulmuş olduğu durumlarda ve % 20 oranında görülür. Nüks olan olgularda prostat bezi, mesane, hazne (vajina), sidik borusu (üreter), yumurtalık (over), rahim (uterus) ve kuyruk sokumu kemiğini almak gerekebilir.

Transanal endoskopik mikrocerrahi (TEM) tedavisi nedir?
Transanal endoskopik mikrocerrahi (TEM) tekniği, karın ameliyatlarında kullanılan laparoskopik ameliyatlara benzer. Ameliyat sırasında makat içine rektoskop cihazı yerleştirilir ve karbondioksit gazı ile rektum içi şişirilir. Bu teknik ciddi bir öğrenme süresi ve maliyetli teknik ekipman gerektirdiğinden dünya genelinde henüz çok yaygın kabul görmemiştir. Li ve ark. 2005 yılındaki çalışmasında % 8-18 aralığında olan bağırsak dikişlerinden kaçak (anastomoz kaçağı) oranı, 2013 yılında Li ve ark. 420 olguluk çalışmasında % 3’e dek azalmıştır. TEM tekniği ile gerçekleştirilen rektum kanseri ameliyatları sonrasında çevresel sınırlarda tümör belirlenmesi (sınır pozitifliği) oranının % 2 civarında olduğu bildirilmektedir.

Rektum kanseri ameliyatında kolostomiden kaçınmada hangi faktörler etkilidir?
Rektum kanseri ameliyatında kolostomiden kaçınılan ameliyatlara sfinkter koruyucu ameliyatlar adı verilir. Bu ameliyatlarda:
- Cerrahın eğitimi
- Cerrahın yaptığı kalın bağırsak ameliyatı sayısı
- Hastanın neoadjuvan kemoradyoterapi alması sfinkter koruyucu ameliyat kararını etkiler.

Rektum kanseri ameliyatında lokal veya transanal rezeksiyona uygun kanserler hangileridir?
- Alt rektumda (8-10 cm içinde) yerleşmiş olan tümörler
- Rektum çevresinin 1/3’ünden azını tutan tümörler
- Polip şeklindeki tümörler
- Lenf bezlerinde tutuluma yol açmayan tümörler

Rektum kanseri ameliyatında abdomino-perineal rezeksiyon veya Miles ameliyatının dezavantajları nelerdir?
- Kalıcı kolostomi getirmesi ve hastanın sosyal olarak stomadan rahatsız olması
- Daha yüksek ameliyat sonrası komplikasyon oranı
- Daha yüksek oranda cinsel ve idrar fonksiyon bozuklukları

Cornish ve ark. çalışmasında, rektum kanseri ile ilgili 11 ayrı çalışmada 1.400 hasta incelenmiş ve Miles ameliyatı ile anterior rezeksiyon ameliyatlarının sonuçları karşılaştırılmıştır. Hastanın ameliyatı kabullenmesi, hastanın ameliyat sonrası ruhsal durumu, günlük yaşama aktif olarak katılması ve cinsel performansı gibi kritlerler açısından, iki ameliyatın karşılaştırılması sonrasında sonuçlar arasında belirgin bir fark olmadığı belirlenmiştir. Bu meta-analiz, 2005 yılında yayınlanan Pachler ve ark. gerçekleştirdiği meta-analiz ile benzer sonuçlar vermiştir. Zolciak ve ark. çalışmasında, hastaların % 65’inin ameliyat tekniği hakkındaki kararı doktorlarına bıraktıkları ve % 35’inin ise kendi talepleri doğrultusunda hareket edilmesini arzu ettikleri belirlenmiştir.

Rektum kanseri ameliyatı ile ilgili genel bilgiler
- Ortalama ameliyat süresi: 3-4 saat
- Açık ameliyata dönme oranı: % 10-20
- Komplikasyon oranı: % 20-40
- Ortalama hastanede kalma süresi: 7-10 gün
- Tekrar hastaneye yatış gereği: % 10-25
- Ölüm oranı (mortalite): % 3-5

Rektum kanseri ameliyatları sonrasında ne tür komplikasyonlar görülür?
1. Anastomoz kaçağı: Bağırsak birleştirmesinden (anastomoz) sonra karın boşluğuna sızıntı olması veya anastomoz kaçağı oranı orta rektumda yer alan kanserlerde % 3-10 ve alt rektumda yer alan kanserlerde % 20 civarındadır. Bu durum karın zarında iltihap sorununa (peritonit) yol açacağından, hastada mevcut değilse stoma uygulamak gerekebilir. Anastomoz kaçağı için bilinen risk faktörleri: erkek cinsiyet, beslenme yetersizliği (protein veya albümin düşüklüğü), ameliyat öncesinde % 10’dan fazla zayıflama, kalp hastalığı varlığı, kortizon kullanımı, ameliyat döneminde kan kullanımı, ileri yaş, obezite, ameliyat öncesinde ışın tedavisi alınması ve makata yakın rektum kanserleri olarak kabul edilmektedir. Ameliyat sırasında, saptırıcı stoma (ileostomi, kolostomi) uygulanan hastalarda anastomoz kaçağı oranı % 8-15 aralığında görülmektedir.
2. Yara enfeksiyonu: % 20 oranında görülür, özellikle Miles ameliyatı uygulanan hastalarda makat derisinde enfeksiyon sorununa rastlanır. Önceden ışın tedavisi yapılan olgularda enfeksiyon oranı % 30-40 düzeyine çıkar.
3. Bağırsak fistülü:Bağırsak birleştirmesinden (anastomoz) cilde bir sızıntı olmasına bağırsak fistülü adı verilir.
4. Dışkı kaçırma: % 60’a varan oranlarda gaz veya dışkı kaçırma belirir. Uzun dönemde hastaların % 75’inin dışkı tutma yeteneğinin tamamen normale döndüğü belirlenmiştir. Ameliyat öncesinde ışın tedavisi (radyoterapi) yapılan olgularda daha fazla gaz veya dışkı kaçırma belirlenir.
5. Sık ve acilen dışkılama isteği (urgency): hastaların 1/3’ünde görülür.
6. Dışkılama sayısında artış
7. İdrar yapma güçlüğü: hastaların % 3-15’inde geçici olarak yaşanabilir.
8. İdrar yolu enfeksiyonu: % 5-15 oranında görülür.
9. Cinsel kusur gelişmesi: Erkek hastalarda cinsel fonksiyonlarda bozulma olabilir. Bunlar spermlerin dışarı boşalamaması (retrograd ejakülasyon, kuru orgazm) veya sertleşme (ereksiyon) kusurudur. Bu komplikasyon geçmişte gerçekleştirilen ameliyatlarda % 70’e varan oranlarda tanımlanırken, günümüzün gelişmiş cerrahi olanakları ile % 5 civarına inmiştir.
10. Bağırsak yapışıklığı
11. Bağırsak düğümlenmesi
12. Fıtık gelişmesi: ameliyat yerinde veya laparoskopik cerrahi veya robot cerrahisi giriş deliklerinde (port, trokar) fıtık gelişebilir.

Total mezorektal eksizyon (TME) yapılan olgularda genel komplikasyon oranı % 40 ve ameliyat öncesi (neoadjuvan) ışın tedavisi uygulanan olgularda ise % 50’ye varan oranlarda genel komplikasyonlar bildirilmektedir.

Karaciğere sıçrama (metastaz) yapmış rektum kanserinde yaklaşım nasıldır?
- Karaciğere sıçrama (metastaz) yapmış rektum kanserinin tedavisinde sistemik veya karaciğer içine verilecek olan kemoterapinin çok sınırlı bir etkisinin olduğu bilinmektedir.
- Sistemik kemoterapinin ise % 20-30 civarında etkisi olduğu bilinmektedir.
- Seçilmiş hasta grubunda cerrahi girişimin yararlı olduğu kabul edilmektedir. Bu hasta grubunda beş yıllık sağ kalım % 20-40 arasındadır.

Rektum kanseri ameliyatı sonrasında ne tür tedavi uygulanır?
- Rektum kanseri ameliyatı sonrasında medikal onkolog (kemoterapi doktoru) ve radyasyon onkoloğu (ışın tedavisi yapan doktor) işbirliği ile tedavi devam ettirilir.
- Hastanın sağ kalımında rektum kanseri ameliyatında 10 taneden fazla lenf bezinin çıkartılmış olması önemlidir. Ameliyat rektum kanseri tedavisinde en etkin yöntem olmakla birlikte onkolojik tedavi yapılmazsa bölgesel olarak kanserin nüks etme olasılığı % 30-50’dir.
- Rektum kanserleri ışın tedavisine (radyoterapi) çok iyi yanıt verir. Işın tedavisi (radyoterapi) ameliyat öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında verilebilir.
- Tümörün evresi, lenf bezleri ve damarlardaki metastaz oranı, taşlı yüzük hücreli kanser olması, sınırlarda tümör dokusu kalmaması bölgesel veya metastaz olarak tümör nüksünü belirleyen faktörlerdir.

Rektum kanseri tedavisinde, ameliyat sonrasında uygulanan (adjuvan) radyoterapinin avantajları nelerdir?
Ameliyat sonrasında yapılan ışın tedavisinin (adjuvan radyoterapi) avantajı ameliyat sırasında alınan parça ile patolojik evreleme yapılabilmesidir. Ameliyat sonrasında yapılan ışın tedavisinin (adjuvan radyoterapi) dezavantajı ise ameliyat sonrasında komplikasyon olması durumunda ışın tedavisinin gecikmeye uğramasıdır.

Rektum kanseri tedavisinde endokaviter radyasyon nedir?
- Büyük çaplı ve cerrahi olarak çıkartılamayan rektum kanserlerinde tercih edilir.
- Rektum kanserinde lokal veya transanal eksizyon veya TEM tekniklerinde % 15-20 oranında tekrarlama (nüks) görülür ve bu olguların tedavisinde sıklıkla endokaviter radyasyon tercih edilir.
- Makattan 3-10 cm mesafedeki tümörlerde tercih edilir.
- Endokaviter ışınlama (radyasyon) bir rektoskop cihazı aracılığı ile hastaya altı seansta ve haftalık aralıklarla yüksek dozda (20-30 Gy) ve düşük voltajda (50kV) radyasyon verme olanağı sağlar ve böylelikle vücudun dışından verilen ışınlara göre çok daha az bir alana ışın verilmesi ve radyasyonun radyasyon enteriti veya bağırsak fistülü gibi bağırsaklar üzerine olumsuz etkilerinden büyük ölçüde korunma avantajını getirir.
- Endokaviter radyasyon tekniğinde % 30 oranında nüks görülür ve ortalama sağ kalım % 83 civarındadır.

Rektum kanseri tedavisinde, uygulanan radyoterapiye bağlı ne tür komplikasyonlar görülür?
Rektum kanseri tedavisinde ameliyat öncesi dönemde (neoadjuvan tedavi) veya ameliyat sonrasında (adjuvan tedavi), ışın tedavisi (radyoterapi) uygulanabilir. Her iki dönemdeki ışın tedavisini de vücutta bazı değişiklikler yol açtığı bilinmektedir. Rektum kanseri tedavisinde kemoterapi nasıl uygulanır?
Rektum kanserinin kemoterapi ile tedavisinde en etkili olduğu bilinen ilaç 5-florourasildir (5-FU). Ameliyat öncesinde (neoadjuvan) radyoterapi veya kemoterapi uygulanması durumunda, tedavi bitiminden 4-10 hafta sonra ameliyat yapılabilir. Aşağıdaki ilaçlar ile tedavi uygulanmaktadır.

- FOLFOX: her iki haftada bir 5-FU, Oxaliplatin, Lökovorin
- CapeOX: her üç haftada bir günde iki kez 14 gün boyunca Oxaliplatin ve Capecitabine
- FOLFIRI: her iki haftada bir Irinotecan, Lökovorin
- FOLFOXIRI: her iki haftada bir Irinotecan, Lökovorin ve Oxaliplatin
- Bevacizumab: her iki haftada bir
- Cetuximab: haftada bir
- Xeloda

Rektum kanseri belirlenen yaşlılarda kemoterapi ve radyoterapi sonuçları nasıldır?
Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel tanımlamasına göre 65 yaşın üzerindeki nüfus yaşlı olarak kabul edilmektedir. Yaşlılardaki her tedavide olduğu gibi, rektum kanseri belirlenmesi durumunda uygulanması planlanan kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavilerin hastanın vüduna uygunluğu araştırılmalıdır. Çin’den Cai ve ark. 2013 yılında yayınladıkları çalışmalarında, 70 yaşın üzerinde rektum kanseri belirlenen ve kemoterapi ve / veya radyoterapi tedavisi alan 126 hastayı incelemişlerdir. Hasta grubunun % 69’una ışın tedavisinin kolaylıkla uygulanabildiği belirlenmiştir. Kemoterapi ise, hastaların sadece % 37’sine gerekmiş ve bu kişiler tedaviyi sorunsuz olarak tamamlamışlardır. Bazı hastalar ve aile yakınları ise, ileri yaş nedeni ile ameliyat istememektedirler.

Rektum kanseri tedavisi sonrasında sonuçlar nasıldır?
  • Rektum kanserinde bir yıllık sağ kalım oranı % 83 (hastaların % 83’ü bir yıldan fazla yaşar) ve beş yıllık sağ kalım oranı % 65’tir. Tarama programları sayesinde 1975 yılında % 52 olan beş yıllık sağ kalım oranı % 65’e yükselmiştir.
  • Erken dönemde belirlenmesi durumunda rektum kanserinde beş yıl sağ kalım % 90 civarındadır.
  • Kadınlarda 64 yaşa kadar bağırsak kanseri ve rektum kanseri belirlenmesi durumunda, sağ kalım erkeklere oranla daha iyidir.
  • Chandrasinghe ve ark. çalışmasında ameliyat öncesindeki dönemde protein (albümin) seviyeleri düşük olan hastalarda sağ kalım oranlarının daha kötü olduğu belirlenmiştir.
  • Kalın bağırsak kanseri ve rektum kanserine bağlı yılda 500 bin ölüm gerçekleşmektedir. Kansere bağlı ölümler arasında, rektum kanserleri, dünya genelinde üçüncü ve ABD’de ikinci sırada yer alırlar. Kalın bağırsak kanserleri ve rektum kanserleri (kolorektal kanserler), tüm kanserlerin % 10’unu oluştururlar ve aynı şekilde kansere bağlı ölümlerin % 10’undan sorumludurlar.
  • Dukes A: 5 yıl sağ kalım % 90
  • Dukes B: 5 yıl sağ kalım % 60-85
  • Dukes C: 5 yıl sağ kalım % 30-60
  • Dukes D: 5 yıl sağ kalım % 5-7

Rektum kanseri hangi nedenlerle nüks eder?

  • Ameliyat: Ameliyat sırasında rektum kanserinin tam olarak çıkartılması çok önem arz eder. Burada ameliyat gerçekleştiren cerrahın ve ekibin kanser cerrahisi konusundaki deneyimi ve ameliyat sırasında tümörün tam olarak çıkartılması büyük önem taşır. Tümörün aşırı büyüklüğü, çevredeki damar, sinir ve organları (rahim, hazne, mesane, sidik borusu vb.) ileri derecede tutmuş olması nedeniyle tam olarak çıkartılamaması gibi nedenlerle tekrarlayabilir. Ameliyat sırasında hedeflenen tümörün geriye metastaz veya tümör dokusu bırakılmadan tam olarak çıkartılmasıdır ki bu ‘’küratif rezeksiyon’’ veya ‘’M0 ve R0 rezeksiyon’’ olarak adlandırılır. Bu nedenlerle, bu ameliyatların, kolorektal cerrahi üzerine yoğunlaşmış cerrahlar tarafından gerçekleştirilmesinin, nüks ve sağ kalım açısından avantaj sağladığı bildirilmektedir.
  • Tümörün evresi: tümör nüksü, üçüncü evredeki rektum kanseri olgularında, birinci ve ikinci evredeki rektum kanseri olgularına kıyasla belirgin şekilde fazla görülmektedir.
  • Etkili olmayan faktörler: hastanın yaşı, ameliyat öncesinde ışın tedavisi ve kemoterapi uygulanması, tümörün büyüklüğü, tümörün doku (histolojik) tipi, ameliyat sırasında tümörün delinmesi, makata yakın 1 cm kadar tümörsüz sınır kalması ve ameliyat süresi gibi faktörlerin tümör nüksünü etkilemediği çeşitli çalışmalarda vurgulanmıştır.

Rektum kanserlerinin nüks oranları nasıldır?

  • Çeşitli bilimsel araştırmalarda, rektum kanseri hastalarında beş yıllık bir süre içinde % 4-55 oranında nüks veya tekrarlama gözlendiği bildirilmiştir.
  • Rektum kanseri nüksü, olguların % 80’inde ilk üç yıl içinde ve % 97’sinde ise ilk beş yıl içinde belirlenmektedir.
  • Norveç’te 3,400 rektum kanseri hastası üzerinde yapılan bir araştırmada, yılda 30’un üzerinde rektum kanseri ameliyatı yapan hastanelerin nüks yönünden sonuçlarının, 10’un altında ameliyat yapan hastanelere kıyasla belirgin şekilde daha iyi olduğunu belirlenmiştir.
     
     
     
     
     
     
     

Anahtar kelimeler: üst rektum, orta rektum, alt rektum, rektum kanseri, rectum kanseri, rectum ca, rectum ca, rectum karsinomu, kolon kanseri, kolon ca, kolon karsinomu, bağırsak kanseri, barsak kanseri, barsak karsinomu, bağırsak karsinomu, adenomatöz polipozis koli, APC geni, ailevi adenomatöz polipozis, familyal adenomatöz polipozis, FAP, kalın bağırsak polibi, bağırsakta polip, kalıtsal nonpolipoz kolorektal kanser, HNPCC, familyal adenomatöz polipozis, FAP, Dukes sınıflaması, aşağı anterior rezeksiyon, low anterior rezeksiyon, ultra low anterior rezeksiyon, kolo-anal anastomoz, abdomino-perineal rezeksiyon, Miles ameliyatı, lokal eksizyon, transanal eksizyon, transanal endoskopik mikrocerrahi, TEM, total mezorektal eksizyon, TME, çift stapler tekniği, neoadjuvan radyoterapi, adjuvan radyoterapi, neoadjuvan kemoterapi, adjuvan kemoterapi, endokaviter radyasyon, FOLFOX, CapeOX, FOLFIRI, FOLFOXIRI, Bevacizumab, Cetuximab, makat kanseri, makat karsinomu, anal kanser, anal karsinom, anüs karsinomu, anal ca, anüs ca, adenokarsinom, lenfoma, sarkom, karsinoid tümör, skuamöz hücreli karsinom, adenom, anoskopi, rektoskopi, sigmoidoskopi, kolonoskopi, kalıtsal nonpolipozis kolorektal kanser, iltihabi bağırsak hastalığı, laparoskopik cerrahi, robotik cerrahi, kolesistektomi, safra kesesi ameliyatı, makat siğili, anal kondilom, HPV, kabızlık, makattan kanama, dışkıda kan, makattan sümüksü akıntı, dışkılama zorluğu, dışkılama güçlüğü, dışkıda incelme, karın ağrısı, bağırsak tıkanıklığı, barsak tıkanıklığı, bağırsak düğümlenmesi, barsak düğümlenmesi, bağırsak yapışıklığı, barsak yapışıklığı, bağırsak fistülü, barsak fistülü, CEA, CA 19-9, KRAS gen mutasyonu, EGFR tetkiki, dışkıda gizli kan araştırması, dışkıda DNA araştırması, lavman opaklı kolon grafisi, ilaçlı kalın bağırsak röntgeni, sanal kolonoskopi, endorektal ultrasonorafi, endosonografi, ERUS, endoanal ultrasonorafi, EAUS, Dukes sınıflaması, tümör evrelemesi, kanser evrelemesi, stoma, bağırsak kesesi, pislik torbası, kolostomi, ileostomi, ise tek delikten laparoskopi, SİLS, dışkı tutma, kontinens, anastomoz kaçağı, dışkı kaçırma, gaz kaçırma, dışkı inkontinensi, gaz inkontinensi, makatta ıslaklık, radyasyon enteriti, Xeloda

Kaynaklar
1. Biviano I, Balla A, Badiali D, et al. Anal function after endoluminal loco-regional resection by transanal endoscopic microsurgery and radiotherapy for rectal cancer. Colorectal Dis 2017 Mar 17. doi: 10.1111/codi.13656.
2. Ludmir EB, Palta M, Willett CG, et al. Total neoadjuvant therapy for rectal cancer: An emerging option. Cancer 2017 Mar 10. doi: 10.1002/cncr.30600.
3. Engineer R, Ostwal V, Arya S, et al. Additional chemotherapy and salvage surgery for poor response to chemoradiotherapy in rectal cancers. Asia Pac J Clin Oncol 2017 Mar 17. doi: 10.1111/ajco.12660.
4. Bird T, Michael M, Bressel M, et al. FOLFOX and intensified split-course chemoradiation as initial treatment for rectal cancer with synchronous metastases. Acta Oncol 2017 Mar 16:1-7. doi: 10.1080/0284186X.2017.1296584.
5. Wu H, Jiang F, Yue H, et al. A dosimetric evaluation of knowledge-based VMAT planning with simultaneous integrated boosting for rectal cancer patients. J Appl Clin Med Phys 2016; 17 (6): 78-85.
6. Sharp L, McDevitt J, Brown C, et al. Association between smoking at diagnosis and cause-specific survival in patients with rectal cancer: Results from a population-based analysis of 10,794 cases. Cancer 2017 Mar 15. doi: 10.1002/cncr.30583.
7. Sun W, Li G, Wan J, et al. Circulating tumor cells: A promising marker of predicting tumor response in rectal cancer patients receiving neoadjuvant chemo-radiation therapy. Oncotarget 2016 Jul 28. doi: 10.18632/oncotarget.10875.
8. Jung WB, Yu CS, Lim SB, et al. Anastomotic recurrence after curative resection for colorectal cancer. World J Surg 2016 Aug 1. [Epub ahead of print]
9. Lee GY, Lee SM, Jang JH, et al. Preoperative constipation is associated with poor prognosis of rectal cancer: a prospective cohort study. J Korean Surg Soc 2013; 85 (1): 35-42.
10. Attaallah W, Gunal O, Manukyan M, et al. Prognostic impact of the metastatic lymph node ratio on survival in rectal cancer. Ann Coloproctol 2013; 29 (3): 100-105.
11. Li SY, Chen G, Bai X, et al. Anus-preserving rectectomy via telescopic colorectal mucosal anastomosis for low rectal cancer: Experience from a Chinese cohort. World J Gastroenterol 2013; 19 (24): 3841-3846
12. Pelletier JS, Degara C, Porter G, et al. Retrospective review of rectal cancer surgery in northern Alberta. Can J Surg 2013; 56 (4): E51-58.
13. Koca D, Oztop I, Yilmaz U. Can only chemoradiotherapy and chemotherapy treatment be applied to patients with rectal cancer who could not be operated? J Gastrointest Oncol 2013; 4 (2): 193-197.
14. Lujan HJ, Barbosa G, Zeichen MS, et al. Self-expanding metallic stents for palliation and as a bridge to minimally invasive surgery in colorectal obstruction. JSLS 2013; 17 (2): 204-211.
15. Chandrasinghe PC, Ediriweera DS, Kumarage SK, et al. Pre-operative hypoalbuminaemia predicts poor overall survival in rectal cancer: a retrospective cohort analysis. BMC Clin Pathol 2013 Apr 16;13:12. doi: 10.1186/1472-6890-13-12.
16. Sirikurnpiboon S, Jivapaisarnpong P. Single-access laparoscopic rectal surgery is technically feasible. Minim Invasive Surg 2013; 2013:687134. doi: 10.1155/2013/687134. Epub 2013 Mar 20.
17. Cai X, Wu H, Peng J, et al. Tolerability and outcomes of radiotherapy or chemoradiotherapy for rectal cancer in elderly patients aged 70 years and older. Radiat Oncol 2013 Apr 10;8:86. doi: 10.1186/1748-717X-8-86.
18. Mroczkowski P, Hac S, Smith B, et al. Laparoscopy in the surgical treatment of rectal cancer in Germany 2000-2009. Colorectal Dis 2012; 14 (12): 1473-1478.
19. Mroczkowski P, Ortiz H, Penninckx F, et al. European quality assurance programme in rectal cancer--are we ready to launch? Colorectal Dis 2012; 14 (8): 960-966.
20. Richetti A, Fogliata A, Clivio A, et al. Neo-adjuvant chemo-radiation of rectal cancer with volumetric modulated arc therapy: summary of technical and dosimetric features and early clinical experience. Radiat Oncol 2010; 5: 14. doi: 10.1186/1748-717X-5-14.
21. Chow A, Tilney HS, Paraskeva P, et al. The morbidity surrounding reversal of defunctioning ileostomies: a systematic review of 48 studies including 6,107 cases. Int J Colorectal Dis 2009; 24: 711-723.
22. Gillison ML, Chaturvedi AK, Lowy DR. HPV prophylactic vaccines and the potential prevention of noncervical cancers in both men and women. Cancer 2008;113 (suppl 10): 3036-3046.
23. Watson M, Saraiya M, Ahmed F, et al. Using population-based cancer registry data to assess the burden of human papillomavirus-associated cancers in the United States: overview of methods. Cancer 2008; 113(suppl 10): 2841-2854.
24. Cornish JA, Tilney HS, Heriot AG, et al. A meta-analysis of quality of life for abdominoperineal excision of rectum versus anterior resection for rectal cancer. Ann Surg Oncol 2007; 14: 2056-2068.
25. Jayne DG, Guillou PJ; UK MRC CLASICC Trial Group. Randomized trial of laparoscopic-assisted resection of colorectal carcinoma: 3-year results of the UK MRC CLASICC Trial Group. J Clin Oncol 2007; 25 (21): 3061-3068.
26. Zolciak A, Bujko K, Kepka L, et al. Abdominoperineal resection or anterior resection for rectal cancer: patient preferences before and after treatment. Colorectal Dis 2006; 8: 575-580
27. Pachler J, Wille-Jørgensen P. Quality of life after rectal resection for cancer, with or without permanent colostomy. Cochrane Database Syst Rev 2005; CD004323.
28. Francois Y, Nemoz CJ, Baulieux J, et al. Influence of the interval between preoperative radiation therapy and surgery on downstaging and on the rate of sphincter-sparing surgery for rectal cancer: the Lyon R90-01 randomized trial. J Clin Oncol 1999; 17: 2396. [PubMed: 10561302]
29. Heald RJ, Ryall RD. Recurrence and survival after total mesorectal excision for rectal cancer. Lancet 1986;1: 1479-1482.
30. http://coloncancer.about.com
31. www.cancerstaging.org
32. www.uicc.org
33. www.fascrs.org
34. www.cancer.gov
35. www.cancer.org
36. www.cdc.gov/cancer
37. www.oncologychannel.com

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Güncelleme tarihi: 12.06.2017

Foruma gitmek için tıklayınız. Geri

Uzmanlık Alanları:
Kolorektal Cerrahi
Proktoloji
Kolonoskopi