Özel Sekreter ve Randevu: (0530) 326 06 96
     

Gebelik ve Ameliyat   

Video'yu izlemek için tıklayınız. Foruma gitmek için tıklayınız.

Gebelerde ameliyat yapılabilir mi?
Evet, uygun koşullar ve ortam sağlanarak, bu konuda deneyimli bir ekip tarafından yapılabilir. Burada tüm hamile kadınların ortak korkusu erken doğum ve düşük yapmaktır.

Ne tür durumlarda gebelerde ameliyat gerekebilir?
Genelde gebelerin ortalama % 2’sinde, gebelikle ilişkili olmayan apandisit, safra kesesi, pankreas, tüpler ve yumurtalıkların hastalığı vb. nedenlerle cerrahi girişim gerekir. Ayrıca, gebelikte makat bölgesi sorunları sık olarak rastlanır.

Gebeliğin ameliyat için en uygun dönemi hangisidir?
Genellikle bu tür girişimlerin ikinci üç aylık dönemde (trimester) yani 4., 5. ve 6. aylarda yapılması tercih edilir. İlk 3 ayda bebek henüz olgunlaşma aşamasında olduğundan düşük tehdidi vardır, son 3 ayda ise bebek çok büyümüş olduğundan özellikle karın içi ameliyatlar hem teknik olarak güçtür ve hem de beraberinde erken doğum tehdidini getirebilir.

Gebelikte radyoloji tetkikleri yapılabilir mi?

1. Ultrasonografi: Röntgen ışınları içermez ve ses dalgaları ile çalışan ve gebelerde en güvenle uygulanan radyolojik tetkik yöntemidir.
2. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG veya MR): Röntgen ışınları içermez ve manyetik dalgalar ile çalışan ve güvenli bir radyolojik tetkik yöntemidir. Ancak, tetkik sırasında kullanılan Gadolinium adlı ilaç bebeğe zarar verebilir.
3. Bilgisayarlı tomografi (BT): Röntgen ışınları içerir ve zorunlu olmadıkça ve gebeyi takip eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı’nın izni olmadan kullanılmayan bir radyolojik tetkik yöntemidir. Alt karın tomografisi sırasında kişi 0.5-5 rad arasında ışın (radyasyon) alır.
4. Karın röntgeni: 0.1-0.3 rad arasında ışın alınır. Gebelerde maksimum 5-10 rad arasında ışın alınması kabul edilir.
5. Sintigrafi: Röntgen ışınları içerir ve en sık olarak Teknesyum-99 türü bir madde ile gerçekleştirilir ve 0.5 rad civarında ışın alınır.

Kadın üreme organları ile ilgili hangi nedenlerle ameliyat gerekir?

- Yumurtalık kist ve tümörleri
- Tüplerin dolanması
- Tüplerin apseleşmesi
- Büyüyen, şekil değiştiren veya iltihaplanan myomlar

Kadın üreme organları dışında hangi nedenlerle ameliyat gerekebilir?
- Akut apandisit: ikinci üç aylık dönemde laparoskopik yöntemle apandis ameliyatı yapılabilir
- Akut safra kesesi iltihapları: ikinci üç aylık dönemde laparoskopik yöntemle safra kesesi ameliyatı yapılabilir
- Akut pankreas iltihabı (akut pankreatit)
- Bağırsak düğümlenmesi
- Anevrizma yırtılmaları (anevrizma rüptürü)
- Kaza sonucu iç organlarda yırtılmalar
- Mide ve bağırsak sisteminden olan kanamalar

Apandisit sorunu olan hamile bir kadının ameliyat olmaması ne tür riskler getirir?
Hamilelerde apandisit olması durumunda, apandisit patlarsa (perforasyon) erken doğum ve bebek ölüm riski 4 kat artar. Bu durumda ayrıca annede de hayati risk gelişeceğini bilmekte yarar vardır.

Safra kesesi sorunu olan hamile bir kadının ameliyat olmaması ne tür riskler getirir?
Her safra kesesinde taş veya çamur olan hamile hastanın ameliyat olması gerekli değildir. Ancak safra kesesi taşı belirti veriyorsa ve karın sağ üst tarafında ağrı, bulantı ve kusma benzeri yakınmalar oluşturuyorsa ve hastanın bu nedenle hastaneye başvurmasına neden olmuşsa ameliyat gerekebilir. Aynı şekilde safra kesesindeki taş veya çamurların safra kanalına düşmesi durumunda safra yolu tıkanıklığı (cerrahi sarılık veya mekanik ikter) veya pankreas iltihabı (akut pankreatit) gelişebilir ve bu durumda ERCP adı verilen endoskopik işlem ile safra yolundaki taş ve çamurları almak gerekebilir. ERCP işlemi hamile kadının, yoğun olarak ışın veya radyasyon almasına neden olabileceğinden kendisini takip eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, ışınların bebekte oluşturacağı zararlardan dolayı bebeğin tahliyesini isteyebilir. Gebelerde olan safra kesesi iltihaplarının (akut kolesistit), gebelik sonlanmadan % 60 oranında tekrarladığı çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır.Gebeliğin ilk üç ayında (trimester) safra kesesi taşlarının % 92 oranında, ikinci üç ayında % 64 oranında ve üçüncü üç ayında % 44 oranında ameliyatsız olarak tedavi edildiği bilinmektedir.

Gebe bir kadında laparoskopi ameliyatları riskli midir?
Laparoskopi’nin ilk başladığı yıllardan kalan, gebelerin ameliyatlarında açık ameliyatların daha az riskli olduğuna ait bir inanış vardır, ancak son yıllardaki bilimsel veriler bu inanışı pek desteklememektedir. Genel olarak laparoskopi ameliyatlarında, ameliyat sonrasında görülebilen bazı sorunlara daha az rastlandığı belirlenmiştir. Bunlar arasında; bağırsak hareketlerinin daha erken sürede normale dönmesi, daha az ağrı hissedilmesi ve ağrı kesici ilaçlara daha az gereksinim duyulması, akciğerin sönmesi (atelektazi) sorununun daha az görülmesi ve ameliyat sonrası damar pıhtısı oluşumunun daha az olması sayılabilir. Günümüzde gebelerde apandisit, safra kesesi ve tüplerde olan sorunlar, deneyimli ellerde, laparoskopik yöntemle son 15-20 yıldan beri güvenle çözülebilmektedir. Laparoskopik girişimler için ideal zamanlama olarak, Amerikan Laparoskopik Cerrahi Derneği (SAGES), gebeliğin 26-28. haftaları arasını önermektedirler. Gebelerde % 0.1-0.2 oranında sıklıkla bacak damarlarında pıhtılaşma (derin ven trombozu) gözlenmektedir, laparoskopi için CO2 gazı nedeniyle damar pıhtılaşması oranının arttığı bilinmektedir. Hastalar ameliyat sırasında, bebeğin vena kava inferior adı verilen karındaki ana toplar damara basısını önlemek amacı ile sırtüstü yerine sol yan pozisyonda yatırılır. Önlem olarak bu tür gebelere ameliyat sürecinde varis çorabı giydirilir veya aralıklı basınçlı (pnömatik) sıkıştırma cihazı uygulanır. Gebelikte, apandisit, safra kesesi, böbrek, böbreküstü bezi ve dalak ameliyatları laparoskopik yöntemle güvenle gerçekleştirilebilmektedir. Gebelikte laparoskopi uygulaması olan oluşabilen riskler şunlardır:

- Düşük tehdidi: % 0-10 oranında rastlanılan bir sorundur.
- CO2 yan etkileri: Laparoskopik ameliyatlarında karın içi organların daha rahat ortaya konulabilmesi amacı ile karın içine CO2 gazı verilir. Karın içi basıncın verilen gaz yolu ile artmasının kalbe olan kan dönüşünün azalması ve dolayısı ile bebeğe giden kan miktarını azaltabildiği bilinmektedir. Aynı şekilde verilen CO2 gazı vücut tarafından emilerek anne ve bebekte kanda asit baz dengesi bozukluklarına neden olabildiği bilinmektedir. Genellikle, 12 mm Hg basınç ile çalışılması önerilir.
- Rahmin yaralanması: Rahmin gebeliğe bağlı olarak büyümesi nedeniyle laparoskopi trokarlarını (laparoskopik ameliyat aletlerin içine yerleştirildiği plastik borular) karına yerleştirirken rahimde yaralanma olabilir. Ancak, gebelerde bu komplikasyonu önlemek için özel trokarlar (Hasson kanülü) geliştirilmiş ve cerrahlarında bu trokarları açık görüş altında yerleştirmesi sayesinde bu komplikasyonun sıklığı %1’in altında bir değere inmiştir. Ayrıca, rahmin karın içi organları yukarıya doğru itmesi nedeniyle, gebelerin laparoskopik ameliyatlarında, deneyimli cerrahlar rahmin sınırlarını kontrol ederek, trokar giriş yerlerini değiştirir ve standart yerlerin daha yukarısından yerleştirirler.
- Diğer yan etkiler: Ameliyat sırasında kanamaları durdurmakta kullanılabilen elektrikli koter, lazer gibi cihazların yarattığı dumandan anne ve bebek olumsuz etkilenebilmektedir.

Tüm bu belirtilen komplikasyonlara % 0-10 oranında rastlandığı bilindiğinden, gebelerde yapılacak olan laparoskopik girişimlerin deneyimle ellerde yapılması durumunda bu komplikasyonların en aza indirgeneceği bilinmelidir.

Anahtar Kelimeler: Gebelikte ameliyat, gebelerde ameliyat, hamilelerde ameliyat, hamilelikte ameliyat, gebelik ve ameliyat, hamilelik ve ameliyat, apandisit, kolesistit, pankreatit, laparoskopi, ERCP, düşük yapmak, erken doğum

Kaynaklar
1. www.sages.org
2. www.genelcerrah.com
3. www.robotcerrahisi.com
4. www.makatkanamasi.com
5. www.makattacatlak.com
6. www.hemoroidbilgisi.com
7. www.safratasi.com


Foruma gitmek için tıklayınız. Geri

Uzmanlık Alanları:
Genel Cerrahi
Kolorektal Cerrahi
Laparoskopik Cerrahi
Kanser Cerrahisi
Robotik Cerrahi
Endoskopi
Meme Hastalıkları