Gebelik ve Ameliyat
Gebelerde ameliyat yapılabilir mi?
Evet, uygun koşullar ve ortam sağlanarak, bu konuda deneyimli bir ekip tarafından
yapılabilir. Burada tüm hamile kadınların ortak korkusu erken doğum ve düşük yapmaktır.
Ne tür durumlarda gebelerde ameliyat gerekebilir?
Genelde gebelerin ortalama % 2’sinde, gebelikle ilişkili olmayan apandisit, safra
kesesi, pankreas, tüpler ve yumurtalıkların hastalığı vb. nedenlerle cerrahi girişim
gerekir. Ayrıca, gebelikte makat bölgesi sorunları sık olarak rastlanır.
Gebeliğin ameliyat için en uygun dönemi
hangisidir?
Genellikle bu tür girişimlerin ikinci üç aylık dönemde (trimester) yani 4., 5. ve
6. aylarda yapılması tercih edilir. İlk 3 ayda bebek henüz olgunlaşma aşamasında
olduğundan düşük tehdidi vardır, son 3 ayda ise bebek çok büyümüş olduğundan özellikle
karın içi ameliyatlar hem teknik olarak güçtür ve hem de beraberinde erken doğum
tehdidini getirebilir.
Gebelikte radyoloji tetkikleri yapılabilir mi?
1. Ultrasonografi: Röntgen ışınları içermez
ve ses dalgaları ile çalışan ve gebelerde en güvenle uygulanan radyolojik tetkik
yöntemidir.
2. Manyetik rezonans görüntüleme (MRG veya MR): Röntgen ışınları içermez
ve manyetik dalgalar ile çalışan ve güvenli bir radyolojik tetkik yöntemidir. Ancak,
tetkik sırasında kullanılan Gadolinium adlı ilaç bebeğe zarar verebilir.
3. Bilgisayarlı tomografi (BT): Röntgen ışınları içerir ve zorunlu olmadıkça
ve gebeyi takip eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı’nın izni olmadan kullanılmayan
bir radyolojik tetkik yöntemidir. Alt karın tomografisi sırasında kişi 0.5-5 rad
arasında ışın (radyasyon) alır.
4. Karın röntgeni: 0.1-0.3 rad arasında ışın alınır. Gebelerde maksimum 5-10
rad arasında ışın alınması kabul edilir.
5. Sintigrafi: Röntgen ışınları içerir ve en sık olarak Teknesyum-99 türü
bir madde ile gerçekleştirilir ve 0.5 rad civarında ışın alınır.
Kadın üreme organları ile ilgili hangi nedenlerle ameliyat gerekir?
- Yumurtalık kist ve tümörleri
- Tüplerin dolanması
- Tüplerin apseleşmesi
- Büyüyen, şekil değiştiren veya iltihaplanan myomlar
Kadın üreme organları dışında hangi nedenlerle
ameliyat gerekebilir?
-
Akut apandisit: ikinci üç aylık dönemde
laparoskopik yöntemle apandis ameliyatı yapılabilir
-
Akut safra kesesi iltihapları: ikinci üç aylık dönemde
laparoskopik yöntemle safra kesesi ameliyatı yapılabilir
- Akut pankreas iltihabı (akut
pankreatit)
-
Bağırsak düğümlenmesi
- Anevrizma yırtılmaları (anevrizma rüptürü)
- Kaza sonucu iç organlarda yırtılmalar
- Mide ve bağırsak sisteminden olan kanamalar
Apandisit sorunu olan hamile bir kadının ameliyat
olmaması ne tür riskler getirir?
Hamilelerde
apandisit olması durumunda, apandisit patlarsa (perforasyon) erken doğum ve
bebek ölüm riski 4 kat artar. Bu durumda ayrıca annede de hayati risk gelişeceğini
bilmekte yarar vardır.
Safra kesesi sorunu olan hamile bir kadının
ameliyat olmaması ne tür riskler getirir?
Her safra kesesinde taş veya çamur olan hamile hastanın ameliyat olması gerekli
değildir. Ancak safra kesesi taşı belirti veriyorsa ve karın sağ üst tarafında ağrı,
bulantı ve kusma benzeri yakınmalar oluşturuyorsa ve hastanın bu nedenle hastaneye
başvurmasına neden olmuşsa ameliyat gerekebilir. Aynı şekilde
safra kesesindeki taş veya çamurların safra kanalına düşmesi durumunda safra
yolu tıkanıklığı (cerrahi
sarılık veya mekanik ikter) veya pankreas iltihabı (akut pankreatit) gelişebilir
ve bu durumda
ERCP adı verilen endoskopik işlem ile safra yolundaki taş ve çamurları almak
gerekebilir. ERCP işlemi hamile kadının, yoğun olarak ışın veya radyasyon almasına
neden olabileceğinden kendisini takip eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, ışınların
bebekte oluşturacağı zararlardan dolayı bebeğin tahliyesini isteyebilir. Gebelerde
olan safra kesesi iltihaplarının (akut kolesistit), gebelik sonlanmadan % 60 oranında
tekrarladığı çeşitli çalışmalarla kanıtlanmıştır.Gebeliğin ilk üç ayında (trimester)
safra kesesi taşlarının % 92 oranında, ikinci üç ayında % 64 oranında ve üçüncü
üç ayında % 44 oranında ameliyatsız olarak tedavi edildiği bilinmektedir.
Gebe bir kadında laparoskopi ameliyatları
riskli midir?
Laparoskopi’nin ilk başladığı yıllardan kalan, gebelerin ameliyatlarında açık ameliyatların
daha az riskli olduğuna ait bir inanış vardır, ancak son yıllardaki bilimsel veriler
bu inanışı pek desteklememektedir. Genel olarak
laparoskopi ameliyatlarında, ameliyat sonrasında görülebilen bazı sorunlara
daha az rastlandığı belirlenmiştir. Bunlar arasında; bağırsak hareketlerinin daha
erken sürede normale dönmesi, daha az ağrı hissedilmesi ve ağrı kesici ilaçlara
daha az gereksinim duyulması, akciğerin sönmesi (atelektazi) sorununun daha az görülmesi
ve ameliyat sonrası damar pıhtısı oluşumunun daha az olması sayılabilir. Günümüzde
gebelerde apandisit, safra kesesi ve tüplerde olan sorunlar, deneyimli ellerde,
laparoskopik yöntemle son 15-20 yıldan beri güvenle çözülebilmektedir. Laparoskopik
girişimler için ideal zamanlama olarak, Amerikan Laparoskopik Cerrahi Derneği (SAGES),
gebeliğin 26-28. haftaları arasını önermektedirler. Gebelerde % 0.1-0.2 oranında
sıklıkla bacak damarlarında pıhtılaşma (derin ven trombozu) gözlenmektedir, laparoskopi
için CO2 gazı nedeniyle damar pıhtılaşması oranının arttığı bilinmektedir. Hastalar
ameliyat sırasında, bebeğin vena kava inferior adı verilen karındaki ana toplar
damara basısını önlemek amacı ile sırtüstü yerine sol yan pozisyonda yatırılır.
Önlem olarak bu tür gebelere ameliyat sürecinde varis çorabı giydirilir veya aralıklı
basınçlı (pnömatik) sıkıştırma cihazı uygulanır. Gebelikte, apandisit, safra kesesi,
böbrek, böbreküstü bezi ve dalak ameliyatları laparoskopik yöntemle güvenle gerçekleştirilebilmektedir.
Gebelikte laparoskopi uygulaması olan oluşabilen riskler şunlardır:
- Düşük tehdidi: % 0-10 oranında
rastlanılan bir sorundur.
- CO2 yan etkileri: Laparoskopik ameliyatlarında karın içi organların
daha rahat ortaya konulabilmesi amacı ile karın içine CO2 gazı verilir. Karın içi
basıncın verilen gaz yolu ile artmasının kalbe olan kan dönüşünün azalması ve dolayısı
ile bebeğe giden kan miktarını azaltabildiği bilinmektedir. Aynı şekilde verilen
CO2 gazı vücut tarafından emilerek anne ve bebekte kanda asit baz dengesi bozukluklarına
neden olabildiği bilinmektedir. Genellikle, 12 mm Hg basınç ile çalışılması önerilir.
- Rahmin yaralanması: Rahmin gebeliğe bağlı olarak büyümesi nedeniyle
laparoskopi trokarlarını (laparoskopik ameliyat aletlerin içine yerleştirildiği
plastik borular) karına yerleştirirken rahimde yaralanma olabilir. Ancak, gebelerde
bu komplikasyonu önlemek için özel trokarlar (Hasson kanülü) geliştirilmiş ve cerrahlarında
bu trokarları açık görüş altında yerleştirmesi sayesinde bu komplikasyonun sıklığı
%1’in altında bir değere inmiştir. Ayrıca, rahmin karın içi organları yukarıya doğru
itmesi nedeniyle, gebelerin laparoskopik ameliyatlarında, deneyimli cerrahlar rahmin
sınırlarını kontrol ederek, trokar giriş yerlerini değiştirir ve standart yerlerin
daha yukarısından yerleştirirler.
- Diğer yan etkiler: Ameliyat sırasında kanamaları durdurmakta
kullanılabilen elektrikli koter, lazer gibi cihazların yarattığı dumandan anne ve
bebek olumsuz etkilenebilmektedir.
Tüm bu belirtilen komplikasyonlara % 0-10 oranında rastlandığı bilindiğinden, gebelerde yapılacak olan laparoskopik girişimlerin deneyimle ellerde yapılması durumunda bu komplikasyonların en aza indirgeneceği bilinmelidir.
Anahtar Kelimeler: Gebelikte ameliyat, gebelerde ameliyat, hamilelerde ameliyat, hamilelikte ameliyat, gebelik ve ameliyat, hamilelik ve ameliyat, apandisit, kolesistit, pankreatit, laparoskopi, ERCP, düşük yapmak, erken doğum
Kaynaklar
1. www.sages.org
2. www.genelcerrah.com
3. www.robotcerrahisi.com
4. www.makatkanamasi.com
5. www.makattacatlak.com
6. www.hemoroidbilgisi.com
7. www.safratasi.com
| Foruma gitmek için tıklayınız. | Geri |





