Özel Sekreter ve Randevu: (0212) 219 84 84 / (0530) 326 06 96
       

Mide Fıtığı ve Reflü   

Video'yu izlemek için tıklayınız. Foruma gitmek için tıklayınız.
İlgili Videolar
Mide fıtığı veya reflü hastalığı nedir?
İnsanlarda yemek borusu ile mide arasında, midedeki gıdaların geri kaçmasını önleyen bir kapakçık bulunmaktadır. Çiğneme işlemi sırasında bu kapakçık açılarak gıdaların yemek borusundan mideye geçişine izin verir. Bu kapakçık; aşırı kilo alma, alkol, aşırı yağlı gıdalar vb. gibi etkenlerle zayıflamakta ve kapanmasında kusur gelişebilmektedir. Bu durumda gıdaların sindirimi için mideden salınan gıdalar ve asit, yemek borusuna doğru geri tepmekte ve reflü hastalığına yol açmaktadır. Bu durum zaman içinde yemek borusundaki normal hücrelerin şekil değiştirip kötü huylu, yani tümör hücresi şekline dönüşmesine neden olabilmektedir.

Mide fıtığı veya reflü hastalığı ne sıklıkta görülür?
Reflü benzeri yakınmalar toplumun % 30’unda görülmesine karşın, mide fıtığı veya reflü hastalığı nüfusun yaklaşık % 10’unda görülür. Toplumun yaklaşık % 10’unun asit giderici mide ilaçlarını kullandığı bilinmektedir.Reflü hastalığı yemek borusuna ait sorunların % 70’ini oluşturmaktadır. Aras ve ark. ülkemizdeki reflü hastalığının toplumun % 12’sinde görüldüğünü ve astım hastalığı olan kişilerde reflü hastalığı oranının % 32-82 civarında olduğunu saptamışlardır. Benzer şekilde Nassif ve ark. Brezilya’da reflü hastalığının görülme oranını da benzer şekilde % 12 olarak rapor etmişlerdir. Ancak, bazı Asya ülkelerinde bu oran % 5’lere kadar düşmektedir. Bu oran 65 yaş üzerindeki yaşlı nüfusta % 10-20 civarındadır.

Reflü hastalığının belirtileri nelerdir?
  • Aşırı geğirme
  • Sırt ağrısı
  • Sırtta batma hissi
  • Göğüs ağrısı
  • Göğüste yanma (kalpte yanma veya ‘’heartburn’’ olarak tanımlanan his)
  • Çarpıntı
  • Hazımsızlık
  • Kusma
  • Ağıza acı ve ekşi su gelmesi
  • Ağız kokusu
  • Kronik sinüzit
  • Karın üst tarafında (epigastrium) ağrı
  • Boğazda yanma hissi
  • Boğaz ağrısı
  • Dişlerde aşınma
  • Yutma güçlüğü
  • Horlama
  • Uyku apne sendromu
  • Uyku bozuklukları
  • Geceleri boğulma hissi
  • Aşırı salya gelmesi
  • Ses kısıklığı
  • Astım
  • Zatürre (pnömoni)
Bu belirtilerin ‘’haftada iki kezden’’ daha sık olması; reflü hastalığı olarak tanımlanır. Reflü hastaları çoğunlukla Kulak Burun Boğaz Hastalıkları hekimlerine başvurup “kronik farenjit” veya ‘’kronik sinüzit’’ tanıları alabilirler. Benzer şekilde reflü hastalarının; göğüs ağrısı, çarpıntı, uyku apnesi vb. yakınmalar ile Kardioloji, Dahiliye ve Göğüs Hastalıkları uzmanlarına başvurdukları gözlenmektedir.

Reflü hastalarında yemek borusu hasarı (özofajit) ne sıklıkta görülür?
Reflü hastalığına bağlı özofajit oranını, Yeh ve ark. Tayvan’da % 15, Song ve ark. Kore’de % 10.5 olarak bildirmişlerdir. Endoskopik olarak reflü özofajit değerlendirmesinde Savary-Miller ve Los Angeles sınıflamaları kullanılmaktadır.

Reflü özofajit için Savary-Miller sınıflaması
Derece  
0 Bulgu yok
1 Yemek borusunda tek alanda, tek hasar veya iltihaplanma
2 Yemek borusunda tek alanda çok sayıda hasar
3 Yemek borusunda çepeçevre hasar
4 Yemek borusunda çepeçevre hasar, ülser, darlık, yemek borusunda kısalma
5 Yemek borusunda çepeçevre hasar ve Barrett özofagus’u

Reflü özofajit için Los Angeles sınıflaması
Derece  
A Tek yada daha çok, 5 mm’den küçük hasar
B Tek yada daha çok, birbiri ile birleşmeyen 5 mm’den büyük hasar alanı
C Yemek borusunu çepeçevre sarmayan, ancak birbiri ile birleşen hasar alanları
D Yemek borusunda çepeçevre saran hasar alanı

Reflü hastalığının belirtilerinin sınıflandırılmasında Montreal kriterleri
    1. Yemek borusuna ait belirtiler
    a. Belirti veren hastalıklar
    • Klasik reflü sendromu
    • Göğüs ağrısına neden olan reflü sendromu

    b. Yemek borusu hasarına yol açan hastalıklar
    • Reflü özofajit
    • Reflüye bağlı darlık (striktür)
    • Barrett özofagusu
    • Barrett kanseri

    2. Yemek borusu dışındaki belirtiler
    a. Reflü ile ilişkisi gösterilen belirtiler
    • Reflü öksürüğü
    • Reflü larenjiti (ses kısıklığı)
    • Reflü astımı
    • Reflüye bağlı dişte aşınmalar (erozyon)

    b. Reflü ile ilişkisi olduğundan şüphelenilen belirtiler
    • Sinüzit
    • Akciğerde büzüşme (pulmoner fibrozis)
    • Farenjit
    • Tekrarlayan orta kulak iltihabı (otitis media)

Reflü hastalarında solunum yakınmaları neden olur?
Reflü hastalarında solunum yakınmalarının ortaya çıkması ile ilgili iki ayrı teori vardır. Birincisi, mide içeriğinin mikroaspirasyon denilen yöntem veya küçük porsiyonlar halinde bronş ve akciğerlere kaçması ve diğeri ise yemek borusunun alt ucunda biriken gıda artıklarının vagus refleksi adı verilen mekanizma ile bronşlarda kasılma (bronkokonstrüksiyon) yaparak, gıdaların mideden solunum yoluna geri tepmesine neden olmalarıdır.

Mide fıtığı dışarıdan gözle görülebilir mi?
Mide fıtığı iç organları ilgilendiren bir sorun olduğundan göbek, kasık, uyluk fıtıkları gibi gözle görülemez.

Mide fıtığının tanısı nasıl konulur?
  • Gastroskopi: Hastaların % 10-70’inde endoskopi sırasında yakınmalar ile uyumlu bulgular elde edilir.
  • İlaçlı mide filmi: baryum adlı kireç gibi bir maddenin içilmesi ile gerçekleştirilir. Tanı değeri % 50 civarındadır.
  • Özofagus manometrisi: alt özofagus sfinkter (AÖS) basıncının 6 mm Hg'nın altına inmesi, reflü hastalığını düşündürür
  • pH monitörizasyonu (24 saatlik): Burun yolu ile yerleştirilen sonda veya kateter, mide girişinin yaklaşık 5 cm üzerinde yemek borusunun alt kısmına yerleştirilir. Bu tetkikte ana mantık, mideden yemek borusuna geri tepen asit miktarının belirlenmesidir. Hastalara pH’sı 4’ün altındaki yiyecekleri tüketmemeleri, sigara ve alkolden uzak durmaları önerilir. İşlem öncesinde asit azaltıcı (antiasit) ilaçlar kesilir. Tetkik sırasında pH’nın 4’ün altına düşmesi, asit sıvısının yemek borusuna reflüsünü gösterir. Toplam reflü sayısı, reflü süresi, yatarken ve ayakta reflü sayıları tetkik edilir.
  • Bernstein asit infüzyon testi: Burun yolu ile yerleştirilen sonda veya kateter, yemek borusunun ortasına yerleştirilir ve buradan hidroklorik asit ve serum verilerek, yakınmaların asit reflüsünden köken alıp almadığı araştırılır.
  • Bilirübin monitörizasyonu: 24 saatlik - alkalen reflü için yapılır.

Reflü hastalığı oluşumunu kolaylaştıran etkenler nelerdir?
- Tıbbi durumlar: aşırı şişmanlık (obezite) ve gebelik
- Kişisel alışkanlıklar: Alkol ve sigara
- Gıdalar: Çikolata, kahve, et, nane, yağlı gıdalar, gazlı içecekler (kola, gazoz, soda, maden suyu, bira vb.), kalsiyum, süt, limon, portakal ve greyfurt gibi turunçgiller, acı, baharatlı ve yağda kızartılmış gıdalar
- İlaçlar:
    a) Mide kapakçığının basıncını düşüren ilaçlar: Doğum kontrol hapları, nitratlar (tansiyon ilacı), teofilin, narkotik ilaçlar, kalsiyum kanal blokerleri, beta adrenerjik ilaçlar, alfa adrenerjik ilaçlar, diazepam ve dopamin cinsi ilaçlar
    b) Yemek borusu yüzeyini harap eden ilaçlar: aspirin, romatizma ilaçları (ibuprofen), kinidin, tetrasiklin, potasyum ve demir ilaçları
- Helikobakter pylori enfeksiyonu: Polat ve ark, reflü hastalarında % 82.5 oranında Helikobakter pylori bakterisinin mevcut olduğu belirlemişlerdir. Bu nedenle, Helikobakter pylori bakterisinin ilaçlarla ortadan kaldırılması, reflü hastalığının yakınmaları azalttığı yönünde ağırlıklı olarak kabul gören bir görüş mevcuttur.

Barrett özofagusu ve Barrett kanseri nedir?
Yemek borusunun hücreleri yoğun safra teması sonrasında Barrett hücreleri adı verilen hücrelere dönüşürler. Barrett hücrelerinde kanser öncesi evre olan Barrett metaplazisi ve ardından Barrett kanseri gelişebilir. Reflü hastalarının ortalama % 10’unda (% 8-13) Barrett özofagus’u denilen tablo görülür ve bu hastalarında ortalama % 5’inde displazi denilen kanser öncesi değişim gözlenir. Buna karşın, Barrett özofagus’u tanısı konulan hastaların yaklaşık % 25’inde, önceden bilinen reflü hastalığı olmadığı belirlenmiştir. Göğüste yanma (heartburn) yakınması olan hastaların % 1-6’sında Barrett özofagus’u olduğu belirlenmiştir. Ekim 2011’de, Danimarka’dan Hvid-Jensen ve ark, ABD’nin en prestijli tıp dergilerinden birisi olan New England Journal of Medicine’da yayınlanan bir makalede, 1992-2009 yılları arasındaki 11 yıllık dönemde Barret özofagus’u nedeniyle izledikleri 11,028 hastanın sonuçlarını bildirmişlerdir. Ortanca takip süresi 5.2 yıl olan seride 131 Barrett kanseri belirlenmiştir. Bu çalışmadan önce Barrett özofagus’u olan hastalarda yıllık Barrett kanseri gelişme riskinin % 0.5 olduğu bilinirken, bu çalışmada % 0.1 olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma her mide fıtığı olan hastada Barrett kanseri gelişmediğini ve sadece Barrett özofagus’u olan hastalarda yıllık Barrett kanseri gelişme riskinin 1 / 1,000 olduğu belirlenmiştir.

Mide fıtığı tedavisi

Yaşam şeklinde değişiklikler
- Beslenme: Yukarıda reflü açısından risk oluşturduğu belirtilen gıdalardan kaçınmak yararlı olur. Yemek öğünlerini az ve sık olarak düzenlemek (günde üç öğün yerine 4-5 öğün halinde, fakat porsiyonları azaltarak yemek) yararlıdır.
- Yatak: Yatak başını kaldırmak yarar sağlar. Yastıklar ile yükseltme pek yeterli olmaz, bunun yerine yatağın baş kısmını tam olarak (takoz veya hidrolik ile) yükseltmek yarar sağlar.
- Sigaradan kaçınmak
- Zayıflama: fazla kilolar ile karın içi basıncının arttığı ve istirahatteki mide kapakçığı basıncını aşabildiği bilinmektedir. Bu nedenle, diyet ile kilo verilmesi sonrasında reflü yakınmalarında belirgin gerileme gözlenmektedir.
- Yemeklerden sonra yere eğilmek ve yatmak reflüyü arttırır. Yemek sonrasında, bir saat boyunca yere eğilip bir madde almamak, ayakkabı bağlamamak veya yere düşen bir cismi almamak yarar sağlar.
- Stres: varlığında mide ile ilgili sıkıntılar şiddetlenir.

İlaç tedavisi
- Asit giderici (antiasit) ilaçlar
- Alüminyum, kalsiyum ve magnezyum tuzları
- Tabaka oluşturan ilaçlar: Sodyum Aljinat, sukralfat, vb.
- H2 blokerleri: simetidin, ranitidin, famotidin ve nizatidin grubu ilaçlar.
- Proton pompası inhibitörleri: omeprazol, esomeprazol, lansaprozol, pantaprazol, rabeprazol ve esomeprazol
- Prokinetikler: betanekol, metaklopramid ve eritromisin
- Diğer: misoprostol

Bu ilaçların uzun süreli kullanımında mide asit seviyesinin sürekli olarak düşük kalması sonucunda bakteri sayısında artış olur. Mide fıtığının tedavisi öncelikle çeşitli ilaçlarla yapılmakta ve bu sayede mide asidinin yarattığı tahribat önlenmeye çalışılmaktadır. Uzun yıllar tedavi görmemiş hastalarda hücrelerde bazı değişikliklerin olması veya hastanın endoskopi yada röntgen ile belirlenmiş büyük bir fıtığın olması veya ilaç tedavisine cevap alınamaması gibi durumlarda, ameliyat önerilmektedir. El-Serag ve ark. reflü hastalığı olan hastaların sürekli ilaç kullanımı ile % 17-32’sinde kısmı yanıt alınabildiğini belirlemişlerdir. Stalhammar ve ark. çalışmasında reflü hastalarında ilaca rağmen, % 30 oranında işte verimliliğin azaldığı ve % 40 oranında günlük yaşamda verimliliğin azaldığını belirlemişlerdir. Bruley des Varannes ve ark. 2013 yılında Fransa’da gerçekleştirdikleri çalışmada, direkt ve dolaylı maliyetleri hesap ettiklerinde, bir reflü hastasının yıllık 5,237 Euro maliyetinin ortaya çıktığını saptamışlardır. Sandler ve ark. ABD’de reflü hastalığına ait yıllık 9.3 milyar dolar tedavi harcaması olduğunu bildirmişlerdir.

REFLÜ HASTALIĞININ ENDOSKOPİK TEDAVİSİ

Geçmişte reflü hastalığının endoskopik tedavisi için EndoCinch™, Gatekeeper™, Enteryx™ ve Plicator™ gibi birçok yöntem kullanılmış, ancak zamanla güvenli olmadıkları gerekçesi ile terk edilmişlerdir. Günümüzde ise, sadece bazı merkezlerde, Stretta™ ve Özofix™ yöntemleri kullanılmaktadır.

1. Stretta™ yöntemi: Reflü hastalığına neden olan yemek borusunun altındaki gevşemiş kas yapısını gastroskopi yardımı ile radyofrekans dalgaları vererek tekrar eski işlevini kazandırma girişimidir. Stretta™ işlemi yemek borusunun alt kısmında 3 cm’in altında kapak açıklığı olan hastalara uygulanır. Stretta™ işlemi öncesinde hastaya hafif bir sakinleştirici verilmektedir. Ardından gastroskopi aracılığı ile bazı özel iğneler yardımı ile yemek borusunun alt kısmına ve mide girişine radyofrekans dalgaları verilir. Bu işlem sırasında yemek borusu ve mide ağrı yönünden duyarsız olduğu için hasta ağrı hissetmemektedir. İşlem yaklaşık yarım saat civarında sürmekte ve hastalar aynı gün evlerine dönebilmektedir. Stretta™ işlemi ile hastaların % 60-70’i sürekli ilaç kullanmaktan kurtulabilmektedir.

2. Özofix™ yöntemi: Özofix™ ağızdan endoskopla birlikte mide içerisine sokulan bir alettir. Aletin uç kısmında bükülebilme ve dikiş atma özelliği mevcuttur. Özofix™ yöntemi 3 cm’nin altında kapak açıklığı olan hastalara uygulanır. Cerrahi olarak yapılan ve reflüyü önleyici fundoplikasyon işlemi, bu aletle endoskopik olarak yapılabilmektedir. İşlem yaklaşık 45 dakika sürmekte hasta aynı gün yada ertesi gün taburcu edilmektedir. Özofix™ yöntemi ile hastaların % 60-70’i sürekli ilaç kullanmaktan kurtulabilmektedir. Özofix™ yöntemi ile reflü tedavisi, uygun ve seçilen vakalarda uygulanabilir. Büyük mide fıtığı olanlar ve ileri derecede yemek borusunda kimyasal yanık (özofajit) olanlar için bu yöntem uygun değildir.

REFLÜ HASTALIĞININ CERRAHİ TEDAVİSİ

Ameliyat öncesi dönemde, başarılı sonuçların elde edilmesinde önemli olan faktörlerin başında uygun hasta seçimi gelir. Burada 24 saatlik pH monitörizasyonu (yemek borusu içine pH ölçen bir prob veya uç yerleştirilip bir gün boyunca ölçüm yapılır) veya yemek borusu (özofagus) manometrisi tetkikleri kullanılmaktadır. Yemek borusu, gıdaları yeterince hızla iletmiyorsa, Nissen fundoplikasyon ameliyatı uygun olmayabilir.

Hastaların sürekli ilaç kullanmak istememeleri, yada ilaca rağmen yakınmaların düzelmemesi, hastaların ameliyat tercihlerinde büyük rol oynamaktadır. Rudolph Nissen fundoplikasyon ameliyatını ilk olarak 1955 yılında gerçekleştirmiştir. Nissen daha sonra ülkemizde de bir dönem görev yaparak tekniğin ülkemizde gelişmesine olanak sağlamıştır. Tekniğin esası, midenin fundus adı verilen giriş kısmındaki cep yapan bölümünün midenin bağlarının serbestleştirilmesini takiben yemek borusunun alt ucunun ekseni etrafında 360o çevrilerek yemek borusu alt ucuna adeta bir doğal halka veya bilezik takmaktır. 1980’lerin sonlarında, safra kesesi ameliyatlarında laparoskopinin kullanımı yaygınlaşmış ve zaman içinde laparoskopi, diğer birçok hastalıkta olduğu gibi, reflü hastalığının cerrahi tedavisinde standart ameliyat yöntemi haline gelmiştir. Fundoplikasyon konusunda Dor, Toupet vb. farklı birçok yöntem olmasına rağmen, dünya çapında standart tedavi haline gelen tek onarım yöntemi Nissen fundoplikasyondur. Bazı olgularda, sadece fundoplikasyon ile sorunun çözüme ulaşmayacağı görüldüğünde çeşitli yamalar (Prolene, Gore Bio-A, vb.) ile ek takviye uygulanabilir.

Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri istatistiklerinde laparoskopik ameliyatlar içinde reflü cerrahisi; safra kesesi ve şişmanlık ameliyatından sonra üçüncü sırada gelmektedir. Reflü hastalığının bugün için uzak dönem sonuçları bilinen kalıcı tedavi yöntemi laparoskopik veya robotik cerrahidir. Reflü sonrasında yemek borusunda yara oluşan, mide fıtığı endoskopi ile teşhis edilen ve kapak yetmezliği durumlarında hastanın ömür boyu ilaç kullanması gerekebilmektedir.

Mide fıtığı veya reflü hastalığında ne zaman ameliyat gerekir?
  • Göğüsteki yanma ilaçlara rağmen düzelmiyorsa
  • İlaç kesildiğinde şikayetler tekrarlıyorsa
  • İlaca rağmen yemek borusundaki yaralar veya ülserler geçmiyor, ya da ilaç kesildikten hemen sonra tekrar açılıyorsa
  • Yemek borusunda kanayan yaralar varsa
  • Öksürüğün nedeni reflü ise
  • Hasta genç ise veya sürekli ilaç kullanmak istemiyorsa
Ameliyat olan reflü hastalarının % 60-80’inin; ses kısıklığı, öksürük gibi yemek borusu dışındaki yakınmalar nedeni ile bu kararı aldıkları gözlenmektedir.

Laparoskopik mide fıtığı veya reflü ameliyatının avantajları
- Ameliyat sonrası ağrının daha az olması
- Hastanede yatış süresinin daha kısa olması
- İşe daha çabuk geri dönme olanağı
- Kozmetik yönden daha iyi sonuç

Laparoskopik mide fıtığı ameliyatına hazırlık
- Cerrah ameliyat için gerekli olanlar için bilgilendirir.
- Ameliyat için gerekli olan tetkikler yapılır.
- Ameliyattan bir gece önce duş almak yararlı olur.
- Ameliyat öncesi gece yarısı itibari ile yeme ve içmeyi kesmek gerekir.
- Tüm kan sulandırıcı ilaçlar (Aspirin®, Coraspin®, Ecoprin®, Dispril®, Coumadin®, Heparin®, Plavix®, Pradaxa® vb.) ve romatizma ilaçları, ameliyattan 5-7 gün önce kanama riski nedeniyle doktor kontrolünde kesilmeli ve bazı durumlarda yerlerine her gün düzenli düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) olarak adlandırılan kan sulandırıcı iğneler yapılması gerekebilir.
- Diyet ilaçlarının kullanımı durumunda ameliyattan iki hafta öncesinden kesilmelidirler.
- Sigara içenlerin ameliyat öncesinde bırakmaları yarar sağlar.

Laparoskopik mide fıtığı ameliyatı nasıl gerçekleştirilir?
- Hastaneye özel durumlar dışında, ameliyat günü sabahında yatılır.
- Hastane yetkilileri tarafından karşılandıktan sonra damardan ince bir kateter yerleştirilir. Bu kateterden daha sonra ameliyat hazırlığı için sakinleştirici ilaçlar verilir.
- Ameliyat sırasında birkaç saat için genel anestezi (narkoz) uygulanır ve ameliyatı takiben hasta uyanık olarak odasına alınır.
- Karın üzerinde birkaç adet ½ cm ile 1 cm arasında delik açılarak port veya trokar adı verilen laparoskopi aletlerinin yerleştirileceği borular yerleştirilir. İçeriye karbondioksit gazı vererek karın boşluğu genişletilir. Daha sonra, ucu bir video-kameraya bağlı olan, laparoskop adı verilen alet yardımı ile karın içinin görüntüsü büyütülmüş olarak monitöre aktarılır. Daha sonradan laparoskopi aletleri ile cerrah her iki elini kullanarak, asistan yardımı ile ameliyatı gerçekleştirir. Seçilmiş olgularda bu ameliyat tek delikten de yapılabilmektedir.
- Ameliyatı takiben genellikle bir gece hastane yatışı gerekir. Bazı durumlarda, yatış için ek birkaç gün gerekebilir.
- Çok az bir hasta grubunda, daha önce geçirilmiş ameliyatlara bağlı olan yapışıklıklar, hastaya ait anatomik güçlükler gibi nedenlerle teknik olarak açık ameliyata dönmek gerekebilir. Bu durumda cerrah, tercihini hastasının güvenliğinden yana yapacaktır.

Laparoskopik mide fıtığı ameliyatı sonrası
- Hastanın evde hafif günlük aktivitesine izin verilir.
- Reflü ilaçlarına genellikle gerek kalmaz, ancak gaz giderici ilaçlar verilebilir.
- Sıklıkla ameliyattan sonra 7 gün kadar sıvı diyet ile beslenme önerilir ve kademeli olarak katı gıdalara geçmeye izin verilir.
- Kamış veya pipet ile sıvı alımlarından uzak durulmalıdır, çünkü bu şekilde mideye fazla hava girişi olur.
- Ortalama olarak 4-7 gün içinde normal aktivitelere dönülebilir.
- Yük kaldırma, cinsel aktivite, araç kullanma konularında cerraha danışmak gerekir.
- Ameliyat sonrası sıklıkla 1-2 hafta içinde kontrol muayenesi gerekir.

Laparoskopik mide fıtığı veya reflü ameliyatı hastaya ne yarar sağlar?
Laparoskopik mide fıtığı veya reflü ameliyatı sonrasında göğüste yanma hissi % 80-90 oranında kaybolur. Astım, ses kısıklığı ve kronik öksürük benzeri solunum sorunları ise % 65-85 oranında kaybolur. Mide boşalması hastaların önemli bölümünde reflü ameliyatı sonrasında hızlanır, ancak hastaların yaklaşık % 15’inin mide boşalmasının reflü cerrahisinden olumsuz etkilenebilmektedir. Dallemagne ve ark. laparoskopik Nissen ameliyatının 5 yıllık takiplerinde başarı oranının % 93 ve 10 yılın sonunda % 89 olduğunu bildirmişlerdir. Reflü cerrahisinin Barret özofagus’u sorununda etkili olduğu ve asit ile safra reflüsünü önleyen tek yöntem olduğu bilinmektedir. Tucker ve ark. laparoskopik antireflü ameliyatlarının sonuçlarını incelediklerinde; hastaların % 75’inde yakınmalarının tam düzeldiğini, % 20’sinde kısmen gerilediğini, % 5’inde ise hiçbir düzelme olmadığı sonucuna varmışlardır.

Mide fıtığı veya reflü ameliyatının olası yan etkileri nelerdir?
Geniş serilerde, laparoskopik mide fıtığı veya antireflü ameliyatı sonrasında, hastaların büyük bölümünün yakınmalarının kaybolduğu görülmektedir.
    - Bazı hastalarda geçici olarak yutma güçlüğü sorunu olabilir, bu durum sıklıkla bir ile üç ay arasında kaybolur. Bu hastaların bazılarında endoskop yardımı ile yemek borusunu genişletmek (özofagus dilatasyonu) ve çok ender olarak ta tekrar ameliyat gerekebilir.
    - Bazı hastalarda laparoskopik mide fıtığı veya reflü ameliyatında midenin yemek borusu etrafına sıkı bir şekilde sarılması, geğirme ve kusma yeteneğini kısıtlayabilir. ‘’Gas bloat syndrome’’ adı verilen bu durum % 2-5 oranında görülür ve sıklıkla 2-4 hafta içinde düzelir.
    - Bazı hastalarda katı gıda alımı sonrasında kramp tarzında karın ağrıları oluşabilir, bu nedenle ameliyat sonrasında sıklıkla birkaç hafta için sıvı diyet tercih edilir.
    - Ameliyat sonrasında bağırsak hareketlerinde yavaşlama olabilir ve bu da aşırı gaz birikmesi, geğirme ve karında şişkinlik hissi oluşturur ve genellikle birkaç hafta içinde düzelir. Bu tür durumlarda, mide boşalmasını hızlandıran (prokinetik) ilaçlar kullanılır. Aylar içinde bu belirtilerin düzelmemesi ve özellikle kusma komplikasyonun devam etmesi, tekrar ameliyat gerektirebilir.
Mide fıtığı veya reflü ameliyatının komplikasyonları
- Anesteziye bağlı sorunlar
- Kanama
- Yemek borusu, mide, dalak ve diğer iç organlarda yaralanmalar
- Yarada karın içinde veya kanda enfeksiyon görülmesi
- Bağırsak düğümlenmesi
- Fundoplikasyonun gevşemesi
- Yemek borusu ve mide arasındaki kapakçığın delinmesi (valv rüptürü)
- Kapakçığın çok sıkı sarılması
- Fundoplikasyonun dönmesi
- Onarımın göğüs boşluğuna kayması: mide fıtığında ‘‘fundoplikasyon’’ adı verilen onarımın % 0.2-0.4 oranında göğüs boşluğuna (toraks) kaydığı bildirilmektedir. Bu komplikasyon geliştiğinde bulantı, kusma, nefes darlığı ve karın ağrısı gibi belirtilere yol açar. İlaçlı (baryumlu) yemek borusu filmi çekildiğinde sorun anlaşılabilir. Zamanında tanı konulmadığı takdirde mide delinmesine (perforasyon) yol açabilir.
- Yakınmaların devam etmesi: açık ameliyat döneminde ‘‘fundoplikasyon’’ girişimleri sonrasında yakınmaların % 9-30’unun devam ettiği bildirilirken, laparoskopik antireflü ameliyatları veya ‘‘laparoskopik fundoplikasyon’’ girişimleri sonrasında hastaların % 2-17’sinde yakınmaların devam ettiği bildirilmektedir. Bu sonuçlarda, cerrahın deneyimi, fıtığın büyüklüğü, nüks fıtık ameliyatı olması gibi faktörler sonuçlarda etkili olmaktadır. Yakınmaların devam etmesi: fundoplikasyonun gevşemesi, yemek borusu ve mide arasındaki kapakçığın delinmesi (valv rüptürü), fundoplikasyonun göğüs boşluğuna kayması, kapakçığın çok sıkı sarılması ve fundoplikasyonun dönmesi gibi nedenlere bağlı olarak başarısız olur.

       
     


Anahtar Kelimeler: mide fıtığı, reflü, gastroözofageal reflü, gastroözofagial reflü, GÖR, GERD, yemek borusu, mide asiti, mide ilacı, asit giderici ilaç, antiasit ilaç, astım, aşırı geğirme, sırt ağrısı, sırtta batma hissi, göğüs ağrısı, göğüste yanma, kalpte yanma, çarpıntı, hazımsızlık, kusma, ağıza acı su gelmesi, ağıza ekşi su gelmesi, ağıza kötü koku gelmesi, ağız kokusu, kronik sinüzit, karın ağrısı, boğazda yanma, boğaz ağrısı, dişlerde aşınma, yutma güçlüğü, horlama, uyku apne sendromu, uyku bozukluğu, gece boğulma hissi, aşırı salya gelmesi, ses kısıklığı, astım, zatürre, pnömoni, kronik farenjit, özofajit, Savary-Miller sınıflaması, Los Angeles sınıflaması, Barrett özofagusu, Barrett kanseri, Barrett metaplazisi, mikroaspirasyon, bronkokonstrüksiyon, gastroskopi, ilaçlı mide filmi, baryumlu mide filmi, özofagus manometrisi, pH monitörizasyonu, Bernstein asit infüzyon testi, bilirübin monitörizasyonu, obezite, gebelik, Helikobakter pylori, simetidin, ranitidin, famotidin, nizatidin, omeprazol, esomeprazol, lansaprozol, pantaprazol, rabeprazol, esomeprazol, betanekol, metaklopramid, eritromisin, sukralfat, misoprostol, Stretta yöntemi, Özofix, Nissen fundoplikasyon, Dor fundoplikasyon, Toupet fundoplikasyon, pH monitörizasyonu, özofagus manometrisi, antireflü ameliyatı, laparoskopik reflü ameliyatı, tek delikten reflü ameliyatı, mide fıtığı ameliyatı, gas bloat sendromu, fundoplikasyon gevşemesi, fundoplikasyon dönmesi, valv rüptürü

Kaynaklar
1. You CR, Oh JH, Seo M, et al. Association between non-erosive reflux disease and high risk of obstructive sleep apnea in Korean population. J Neurogastroenterol Motil 2014; 20 (2): 197-204.
2. Lee SH, Jang BI, Kim KO, et al; DeaguGyeongbook Gastrointestinal Study Group. Endoscopic experience improves interobserver agreement in the grading of esophagitis by Los Angeles classification: conventional endoscopy and optimal band image system. Gut Liver 2014; 8 (2): 154-159.
3. Antonino A, Giorgio R, Giuseppe F, et al. Hiatal hernia repair with gore bio-a tissue reinforcement: our experience. Case Rep Surg 2014; 2014: 851278. doi: 10.1155/2014/851278. Epub 2014 Apr 22.
4. Sharifi A, Dowlatshahi S, Moradi Tabriz H, et al. The prevalence, risk factors, and clinical correlates of erosive esophagitis and Barrett's esophagus in Iranian patients with reflux symptoms. Gastroenterol Res Pract 2014; 2014: 696294. doi: 10.1155/2014/696294. Epub 2014 Mar 17.
5. Galmiche JP, Zerbib F, des Varannes SB. Treatment of GORD: Three decades of progress and disappointments. United European Gastroenterol J 2013; 1 (3): 140-150.
6. Suzuki H, Matsuzaki J, Okada S, et al. Validation of the GerdQ questionnaire for the management of gastro-oesophageal reflux disease in Japan. United European Gastroenterol J 2013; 1 (3): 175-183.
7. Cummings LC, Shah N, Maimone S, et al. Barrett's esophagus and the risk of obstructive sleep apnea: a case-control study. BMC Gastroenterol 2013; 13: 82.
8. Zschau NB, Andrews JM, Holloway RH, et al. Gastroesophageal reflux disease after diagnostic endoscopy in the clinical setting. World J Gastroenterol 2013; 19 (16): 2514-2520.
9. Nonaka T, Kessoku T, Ogawa Y, et al. Comparative Study of 2 Different Questionnaires in Japanese Patients: The Quality of Life and Utility Evaluation Survey Technology Questionnaire (QUEST) Versus the Frequency Scale for the Symptoms of Gastroesophageal Reflux Disease Questionnaire (FSSG). J Neurogastroenterol Motil 2013 Jan; 19 (1): 54-60. doi: 10.5056/jnm.2013.19.1.54. Epub 2013 Jan 8.
10. Hirata K, Suzuki H, Matsuzaki J, et al. Improvement of reflux symptom related quality of life after Helicobacter pylori eradication therapy. J Clin Biochem Nutr 2013; 52 (2): 172-178.
11. Farahmand F, Sabbaghian M, Ghodousi S, et al. Gastroesophageal reflux disease and tooth erosion: a cross-sectional observational study. Gut Liver 2013; 7 (3): 278-281.
12. Ganz RA, Peters JH, Horgan S. Esophageal sphincter device for gastroesophageal reflux disease. N Engl J Med 2013; 368 (21): 2039-2040.
13. Bruley des Varannes S, Löfman HG, Karlsson M, et al. Cost and burden of gastroesophageal reflux disease among patients with persistent symptoms despite proton pump inhibitor therapy: an observational study in France. BMC Gastroenterol 2013 Feb 28;13:39. doi: 10.1186/1471-230X-13-39.
14. Emilsson OI, Gíslason T, Olin AC, et al. Biomarkers for gastroesophageal reflux in respiratory diseases. Gastroenterol Res Pract 2013; 2013:148086. doi: 10.1155/2013/148086. Epub 2013 Apr 9.
15. Jo SY, Kim N, Lim JH, et al. Comparison of gastroesophageal reflux disease symptoms and proton pump inhibitor response using gastroesophageal reflux disease impact scale questionnaire. J Neurogastroenterol Motil 2013 Jan; 19 (1): 61-9. doi: 10.5056/jnm.2013.19.1.61. Epub 2013 Jan 8.
16. Wu P, Zhao XH, Ai ZS, et al. Dietary intake and risk for reflux esophagitis: a case-control study. Gastroenterol Res Pract 2013; 2013: 691026. doi: 10.1155/2013/691026. Epub 2013 Apr 16.
17. Saber H, Ghanei M. Extra-esophageal manifestations of gastroesophageal reflux disease: controversies between epidemiology and clicnic. Open Respir Med J 2012; 6: 121-126.
18. Aras G, Kanmaz D, Kadakal F, et al. Gastroesophageal reflux disease in our asthma patients: the presence of dysphagia can influence pulmonary function. Multidiscip Respir Med 2012; 7 (1): 53.
19. Bello B, Herbella FA, Allaix ME, et al. Impact of minimally invasive surgery on the treatment of benign esophageal disorders. World J Gastroenterol 2012; 18 (46): 6764-6770.
20. Stalhammar N-O, Spiegel BM, Granstedt Löfman H, et al. Partial response to proton pump inhibitor therapy for GERD: observational study of patient characteristics, burden of disease, and costs in the USA. Pragmatic Observ Res 2012, 3:57–67.
21. Andrade FJ, de Almeida ER, dos Santos MT, et al. Quality of life of patients undergoing surgery by videolaparoscopy for GERD treatment. Arq Bras Cir Dig 2012; 25 (3): 154-160.
22. Nassif PA, Pedri LE, Martins PR, et al. Incidence and predisponent factors for the migration of the fundoplication by Nissen-Rossetti technique in the surgical treatment of GERD. Arq Bras Cir Dig 2012; 25 (2): 75-80.
23. Polat FR, Polat S. The effect of Helicobacter pylori on gastroesophageal reflux disease. JSLS 2012; 16 (2): 260-263.
24. Müller M, Eckardt AJ, Fisseler-Eckhoff A, et al. Endoscopic findings in patients with Schatzki rings: evidence for an association with eosinophilic esophagitis. World J Gastroenterol 2012; 18 (47): 6960-6966.
25. Yuksel ES, Vaezi MF. New developments in extraesophageal reflux disease. Gastroenterol Hepatol 2012; 8 (9): 590-599.
26. Aprea G, Ferronetti A, Canfora A, et al. GERD in elderly patients: surgical treatment with Nissen-Rossetti laparoscopic technique, outcome. BMC Surg 2012;12 Suppl 1:S4. doi: 10.1186/1471-2482-12-S1-S4. Epub 2012 Nov 15.
27. Cardin F, Ambrosio F, Amodio P, et al. Quality of life and depression in a cohort of female patients with chronic disease. BMC Surg 2012; 12 Suppl 1:S10. doi: 10.1186/1471-2482-12-S1-S10. Epub 2012 Nov 15.
28. Ratnasingam D, Irvine T, Thompson SK, et al. Laparoscopic antireflux surgery in patients with throat symptoms: a word of caution. World J Surg 2011; 35 (2): 342-348.
29. Jung HK. Epidemiology of gastroesophageal reflux disease in Asia: a systematic review. J Neurogastroenterol Motil 2011;17:14-27.
30. Hvid-Jensen F, Pedersen L, Drewes AM, et al. Incidence of adenocarcinoma among patients with Barrett's esophagus. N Engl J Med. 2011; 365 (15):1375-1383.
31. El-Serag H, Becher A, Jones R: Systematic review: persistent reflux symptoms on proton pump inhibitor therapy in primary care and community studies. Aliment Pharmacol Ther 2010, 32 (6): 720-737.
32. Song HJ, Shim KN, Yoon SJ, et al. The Prevalence and clinical characteristics of reflux esophagitis in Koreans and its possible relation to metabolic syndrome. J Korean Med Sci 2009; 24, (2): 197-202.
33. Kaufman JA, Houghland JE, Quiroga E et al. Long-term outcomes of laparoscopic antireflux surgery for gastroesophageal reflux disease (GERD)-related airway disorder. Surg Endosc 2006; 20: 1824-1830.
34. Vakil N, van Zanten SV, Kahrilas P, et al. The Montreal definition and classification of gastroesophageal reflux disease: a global evidence-based consensus. Am J Gastroenterol 2006; 101: 1900-1920.
35. Dallemagne B, Weerts J, Markiewicz S, et al. Clinical results of laparoscopic fundoplication at ten years after surgery. Surg Endosc 2006; 20: 159-165.
36. Tucker LE, Blatt C, Richardson NL, et al. Laparoscopic Nissen fundoplication in a community hospital: Patients satisfaction survey. Southern Medical Journal 2005; 98 (4): 441-443.
37. Sandler RS, Everhart JE, Donowitz M, et al. The burden of selected digestive diseases in the United States. J Gastroenterol 2002; 122 (5): 1500-1511.
38. Lundell LR, Dent J, Bennett JR, et al. Endoscopic assessment of oesophagitis: clinical and functional correlates and further validation of the Los Angeles classification. Gut 1999; 45 (2): 172-180.
39. Yeh C, Hsu CT, Ho AS, et al. Erosive esophagitis and Barrett’s esophagus in Taiwan. A higher frequency than expected. Dig Dis Sci 1997; 42 (4): 702-706.
40. Armstrong D, Bennett JR, Blum AL, et al. The endoscopic assesment of oesophagits: a progress report on observer agreement. Gastroenterology 1996; 111: 85-92.
41. www.genelcerrah.com
42. www.barsakcerrahisi.com
43. www.medicinenet.com
44. www.hernia.org
45. www.mayoclinic.com
46. www.lapsurg.org

Foruma gitmek için tıklayınız. Geri

Uzmanlık Alanları:
Genel Cerrahi
Kolorektal Cerrahi
Laparoskopik Cerrahi
Kanser Cerrahisi
Robotik Cerrahi
Endoskopi
Meme Hastalıkları